← Sure 12

12:66

قَالَ لَنْ أُرْسِلَهُۥ مَعَكُمْ حَتَّىٰ تُؤْتُونِ مَوْثِقًا مِّنَ ٱللَّهِ لَتَأْتُنَّنِى بِهِۦٓ إِلَّآ أَن يُحَاطَ بِكُمْ ۖ فَلَمَّآ ءَاتَوْهُ مَوْثِقَهُمْ قَالَ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَا نَقُولُ وَكِيلٌ

Kelime kelime

قَالَ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَنْ
onu asla göndermem
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَنْEdatolumsuzluk
أُرْسِلَهُۥ
gönderdik
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
أُرْسِلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَعَكُمْ
sizinle
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
حَتَّىٰ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
تُؤْتُونِ
siz bana verinceye
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
تُؤْتُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نِİsimzamir، son ek، 1. tekil
مَوْثِقًا
sağlam bir söz
İsim
Kök: وثق
Dilbilgisi (i'rab)
مَوْثِقًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
Allah adına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
لَتَأْتُنَّنِى
bana getireceğinize
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
تَأْتُنَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
نِEdattekit، son ek
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
بِهِۦٓ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦٓİsimzamir، 3. tekil eril
إِلَّآ
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّآEdathasr (sınırlama)
أَن
kuşatılıp engellenmeniz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يُحَاطَ
kuşatmıştır
Fiil
Kök: حوط
Dilbilgisi (i'rab)
يُحَاطَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بِكُمْ
sizin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
فَلَمَّآ
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَمَّآİsimzaman zarfı
ءَاتَوْهُ
verdiler
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَوْثِقَهُمْ
sözlerini
İsim
Kök: وثق
Dilbilgisi (i'rab)
مَوْثِقَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
مَا
şey
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
نَقُولُ
söylediğimiz
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
نَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
وَكِيلٌ
vekildir
İsim
Kök: وكل
Dilbilgisi (i'rab)
وَكِيلٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Babaları: "Hepiniz helak olmadıkça onu bana geri getireceğinize dair Allah'a karşı sağlam bir söz vermezseniz, sizinle göndermeyeceğim" dedi. Söz verdiklerinde: "Sözümüze Allah vekildir" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Babaları dedi ki: "Hepiniz çaresiz kalmadıkça onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah'dan bir yemin vermedikçe, onu, kesinlikle sizinle göndermem". Onlar da Allah'a and içerek babalarına söz verince, babaları dedi ki: "Bu söylediklerinize Allah vekildir".

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Yakup, oğullarına): “Kuşatılmanız hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına bana sağlam bir söz verinceye kadar onu sizinle birlikte asla göndermem!” demişti. Ona (istediği şekilde) güvencelerini verdiklerinde (Yakup) “Söylediklerimize Allah vekildir (şahittir)” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(Jacob) said: "Never will I send him with you until ye swear a solemn oath to me, in Allah's name, that ye will be sure to bring him back to me unless ye are yourselves hemmed in (and made powerless). And when they had sworn their solemn oath, he said: "Over all that we say, be Allah the witness and guardian!"

A. Yusuf Alipublic-domain

He said, ‘I will never send him with you, not unless you swear by God that you will bring him back to me if that is humanly possible.’ Then, when they had given him their pledge, he said, ‘Our words are entrusted to God.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

He said: I will not send him with you till ye give me an undertaking in the name of Allah that ye will bring him back to me, unless ye are surrounded. And when they gave him their undertaking he said: Allah is the Warden over what we say.

M. Pickthallpublic-domain

[Jacob] said, "Never will I send him with you until you give me a promise [i.e., oath] by Allāh that you will bring him [back] to me, unless you should be surrounded [i.e., overcome by enemies]." And when they had given their promise, he said, "Allāh, over what we say, is Entrusted."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قال لهم يعقوب: لن أتركه يذهب معكم حتى تتعهدوا وتحلفوا لي بالله أن تردوه إليَّ، إلا أن تُغْلبوا عليه فلا تستطيعوا تخليصه، فلما أعطَوْه عهد الله على ما طلب، قال يعقوب: الله على ما نقول وكيل، أي تكفينا شهادته علينا وحفظه لنا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?