← Sure 16

16:36

وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِى كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولًا أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱجْتَنِبُوا۟ ٱلطَّـٰغُوتَ ۖ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى ٱللَّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ ٱلضَّلَـٰلَةُ ۚ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

Kelime kelime

وَلَقَدْ
ve andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
بَعَثْنَا
biz gönderdik
Fiil
Kök: بعث
Dilbilgisi (i'rab)
بَعَثْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فِى
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
كُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
أُمَّةٍ
millet
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
رَّسُولًا
bir elçi
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رَّسُولًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَنِ
diye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنِEdatINT
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
Fiil
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱعْبُدُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَٱجْتَنِبُوا۟
ve kaçının
Fiil
Kök: جنب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱجْتَنِبُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلطَّٰغُوتَ
tagutdan
İsim
Kök: طغي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
طَّٰغُوتَİsimmansûb (akuzatif)
فَمِنْهُم
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَّنْ
kimine
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّنْİsimism-i mevsûl
هَدَى
hidayet etti
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
هَدَىFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
وَمِنْهُم
ve onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَّنْ
kimine de
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّنْİsimism-i mevsûl
حَقَّتْ
hak oldu
Fiil
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
حَقَّتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
عَلَيْهِ
üzerlerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلضَّلَٰلَةُ
sapıklık
İsim
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ضَّلَٰلَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
فَسِيرُوا۟
işte gezin
Fiil
Kök: سير
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
سِيرُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فَٱنظُرُوا۟
ve bakın
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱنظُرُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
كَيْفَ
nasıl
İsim
Kök: كيف
كَانَ
olmuş
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَٰقِبَةُ
sonu
İsim
Kök: عقب
Dilbilgisi (i'rab)
عَٰقِبَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
ٱلْمُكَذِّبِينَ
yalanlayanların
İsim
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُكَذِّبِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

And olsun ki, her ümmete: "Allah'a kulluk edin, azdırıcılardan kaçının" diyen peygamber göndermişizdir. Allah içlerinden kimini doğru yola eriştirdi, kimi de sapıklığı haketti. Yeryüzünde gezin; peygamberleri yalanlayanların sonlarının nasıl olduğunugörün.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Andolsun ki biz her ümmete, "Allah'a ibadet edin ve putlara tapmaktan sakının." diye bir peygamber gönderdik. Allah, bu ümmetlerden bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık hak olmuştur. Şimdi yer yüzünde bir gezip dolaşın da bakın ki, peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu bir görün?

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yemin olsun ki biz “Allah’a kulluk edin ve Tağut’tan (azgınlık edenden) kaçının!” diye (emretmeleri için) her ümmete bir elçi göndermiştik. Allah onlardan bir kısmını doğru yola ulaştırmıştır; bir kısmı da sapkınlığı hak etmişlerdi. Yeryüzünde dolaşın; sonra yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

For We assuredly sent amongst every People a messenger, (with the Command), "Serve Allah, and eschew Evil": of the People were some whom Allah guided, and some on whom error became inevitably (established). So travel through the earth, and see what was the end of those who denied (the Truth).

A. Yusuf Alipublic-domain

We sent a messenger to every community, saying, ‘Worship God and shun false gods.’ Among them were some God guided; misguidance took hold of others. So travel through the earth and see what was the fate of those who denied the truth.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And verily We have raised in every nation a messenger, (proclaiming): Serve Allah and shun false gods. Then some of them (there were) whom Allah guided, and some of them (there were) upon whom error had just hold. Do but travel in the land and see the nature of the consequence for the deniers!

M. Pickthallpublic-domain

And We certainly sent into every nation a messenger, [saying], "Worship Allāh and avoid ṭāghūt." And among them were those whom Allāh guided, and among them were those upon whom error was [deservedly] decreed. So proceed [i.e., travel] through the earth and observe how was the end of the deniers.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولقد بعثنا في كل أمة سبقَتْ رسولا آمرًا لهم بعبادة الله وطاعته وحده وتَرْكِ عبادة غيره من الشياطين والأوثان والأموات وغير ذلك مما يتخذ من دون الله وليًا، فكان منهم مَن هدى الله، فاتبع المرسلين، ومنهم المعاند الذي اتبع سبيل الغيِّ، فوجبت عليه الضلالة، فلم يوفقه الله. فامشوا في الأرض، وأبصروا بأعينكم كيف كان مآل هؤلاء المكذبين، وماذا حلَّ بهم مِن دمار؛ لتعتبروا؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?