← Sure 17

17:18

مَّن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُۥ فِيهَا مَا نَشَآءُ لِمَن نُّرِيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُۥ جَهَنَّمَ يَصْلَىٰهَا مَذْمُومًا مَّدْحُورًا

Kelime kelime

مَّن
kim
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّنİsimism-i mevsûl
كَانَ
ise
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
يُرِيدُ
istiyor (dünyayı)
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
يُرِيدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْعَاجِلَةَ
acele olanı
İsim
Kök: عجل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَاجِلَةَİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، mansûb (akuzatif)
عَجَّلْنَا
çabucak veririz
Fiil
Kök: عجل
Dilbilgisi (i'rab)
عَجَّلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَهُۥ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
فِيهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
مَا
kadar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
نَشَآءُ
dilediğimiz
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
لِمَن
kimseye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
نُّرِيدُ
istediğimiz
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
نُّرِيدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
جَعَلْنَا
(yerini) yaparız
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَهُۥ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
جَهَنَّمَ
cehennem
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
جَهَنَّمَİsimözel isim، mecrûr (genitif)
يَصْلَىٰهَا
oraya girer
Fiil
Kök: صلي
Dilbilgisi (i'rab)
يَصْلَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
مَذْمُومًا
kınanmış olarak
İsim
Kök: ذمم
Dilbilgisi (i'rab)
مَذْمُومًاİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مَّدْحُورًا
ve kovulmuş olarak
İsim
Kök: دحر
Dilbilgisi (i'rab)
مَّدْحُورًاİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Dünyayı isteyene istediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; yerilmiş ve kovulmuş olarak oraya girer.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Her kim peşin isterse, dünyada ona, istediğimiz kimseye, dilediğimiz kadarını peşin veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmış ve (rahmetimizden) kovulmuş olarak oraya girer.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kim bu çabucak geçen (dünyayı) isterse, ona yani (helakini) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen veririz. Sonra da onu kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme yerleştirmiş (olacağız).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If any do wish for the transitory things (of this life), We readily grant them - such things as We will, to such person as We will: in the end have We provided Hell for them: they will burn therein, disgraced and rejected.

A. Yusuf Alipublic-domain

If anyone desires [only] the fleeting life, We speed up whatever We will in it, for whoever We wish; in the end We have prepared Hell for him in which to burn, disgraced and rejected.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Whoso desireth that (life) which hasteneth away, We hasten for him therein what We will for whom We please. And afterward We have appointed for him hell; he will endure the heat thereof, condemned, rejected.

M. Pickthallpublic-domain

Whoever should desire the immediate - We hasten for him from it what We will to whom We intend. Then We have made for him Hell, which he will [enter to] burn, censured and banished.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

من كان طلبه الدنيا العاجلة، وسعى لها وحدها، ولم يصدِّق بالآخرة، ولم يعمل لها، عجَّل الله له فيها ما يشاؤه اللّه ويريده مما كتبه له في اللوح المحفوظ، ثم يجعل الله له في الآخرة جهنم، يدخلها ملومًا مطرودًا من رحمته عز وجل؛ وذلك بسبب إرادته الدنيا وسعيه لها دون الآخرة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular