← Sure 18

18:13

نَّحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَأَهُم بِٱلْحَقِّ ۚ إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ ءَامَنُوا۟ بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَـٰهُمْ هُدًى

Kelime kelime

نَّحْنُ
biz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
نَّحْنُİsimzamir، 1. çoğul
نَقُصُّ
anlatıyoruz
Fiil
Kök: قصص
Dilbilgisi (i'rab)
نَقُصُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
عَلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
نَبَأَهُم
onların haberlerini
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَبَأَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْحَقِّ
gerçek olarak
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقِّİsimeril، mecrûr (genitif)
إِنَّهُمْ
muhakkak onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِتْيَةٌ
gençlerdi
İsim
Kök: فتي
Dilbilgisi (i'rab)
فِتْيَةٌİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
ءَامَنُوا۟
inanmış
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِرَبِّهِمْ
Rablerine
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَزِدْنَٰهُمْ
biz de onların artırmıştık
Fiil
Kök: زيد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
زِدْFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُدًى
hidayetlerini
İsim
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
هُدًىİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: "Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O'nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah'ı bırakıp O'ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?"

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz sana onların kıssalarını gerçek olarak anlatacağız. Hakikaten onlar, Rablerine iman eden birkaç genç idi. Biz de onların hidayetlerini artırdık.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Biz sana onların haberini bir amaç için anlatıyoruz. Şüphesiz ki onlar, Rablerine inanıp güvenmiş gençlerdi. Biz de onların hidayetini artırmıştık.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We relate to thee their story in truth: they were youths who believed in their Lord, and We advanced them in guidance:

A. Yusuf Alipublic-domain

[Prophet], We shall tell you their story as it really was. They were young men who believed in their Lord, and We gave them more and more guidance.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

We narrate unto thee their story with truth. Lo! they were young men who believed in their Lord, and We increased them in guidance.

M. Pickthallpublic-domain

It is We who relate to you, [O Muḥammad], their story in truth. Indeed, they were youths who believed in their Lord, and We increased them in guidance.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

نحن نقصُّ عليك -أيها الرسول- خبرهم بالصدق. إن أصحاب الكهف شُبَّان صدَّقوا ربهم وامتثلوا أمره، وزِدْناهم هدى وثباتًا على الحق.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?