← Sure 18

18:14

وَرَبَطْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ إِذْ قَامُوا۟ فَقَالُوا۟ رَبُّنَا رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَن نَّدْعُوَا۟ مِن دُونِهِۦٓ إِلَـٰهًا ۖ لَّقَدْ قُلْنَآ إِذًا شَطَطًا

Kelime kelime

وَرَبَطْنَا
ve metanet bağlamıştık
Fiil
Kök: ربط
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَبَطْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَىٰ
üstüne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
قُلُوبِهِمْ
kalblerinin
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِذْ
kalktılar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
قَامُوا۟
dikilip kalırlar
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَامُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَقَالُوا۟
ve dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَبُّنَا
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبُّİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
رَبُّ
Rabbidir
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبُّİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
göklerin
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَٰوَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
لَن
biz asla demeyiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَنEdatolumsuzluk
نَّدْعُوَا۟
yalvardıkları
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
نَّدْعُوَا۟Fiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
مِن
O'ndan başkasına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
دُونِهِۦٓ
başka
İsim
Kök: دون
Dilbilgisi (i'rab)
دُونِİsimmecrûr (genitif)
هِۦٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَٰهًا
Tanrı
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَٰهًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّقَدْ
yoksa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
قُلْنَآ
konuşmuş oluruz
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِذًا
o zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِذًاEdatcevap (evet)
شَطَطًا
saçma sapan
İsim
Kök: شطط
Dilbilgisi (i'rab)
شَطَطًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: "Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O'nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah'ı bırakıp O'ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?"

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Oranın hükümdarı karşısında) ayağa kalkarak dediler ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O'ndan başkasına ilâh deyip tapmayız, yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onların kalplerini sağlam kılmıştık. Hani onlar ayağa kalkarak şöyle demişlerdi: “Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz O’nun peşi sıra hiçbir ilaha asla yalvarmayacağız. (Zira) o takdirde şüphesiz ki saçma konuşmuş oluruz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We gave strength to their hearts: Behold, they stood up and said: "Our Lord is the Lord of the heavens and of the earth: never shall we call upon any god other than Him: if we did, we should indeed have uttered an enormity!

A. Yusuf Alipublic-domain

We gave strength to their hearts when they stood up and said, ‘Our Lord is the Lord of the heavens and earth. We shall never call upon any god other than Him, for that would be an outrageous thing to do.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And We made firm their hearts when they stood forth and said: Our Lord is the Lord of the heavens and the earth. We cry unto no Allah beside Him, for then should we utter an enormity.

M. Pickthallpublic-domain

And We bound [i.e., made firm] their hearts when they stood up and said, "Our Lord is the Lord of the heavens and the earth. Never will we invoke besides Him any deity. We would have certainly spoken, then, an excessive transgression.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقوَّينا قلوبهم بالإيمان، وشددنا عزيمتهم به، حين قاموا بين يدي الملك الكافر، وهو يلومهم على تَرْكِ عبادة الأصنام فقالوا له: ربنا الذي نعبده هو رب السموات والأرض، لن نعبد غيره من الآلهة، لو قلنا غير هذا لكُنَّا قد قلنا قولا جائرًا بعيدًا عن الحق.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?