← Sure 18

18:15

هَـٰٓؤُلَآءِ قَوْمُنَا ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً ۖ لَّوْلَا يَأْتُونَ عَلَيْهِم بِسُلْطَـٰنٍۭ بَيِّنٍ ۖ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا

Kelime kelime

هَٰٓؤُلَآءِ
şunlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰٓEdatATT، ön ek
ؤُلَآءِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
قَوْمُنَا
şu kavmimiz
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمُİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱتَّخَذُوا۟
edindiler
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱتَّخَذُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِن
O'ndan başka
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
دُونِهِۦٓ
başka
İsim
Kök: دون
Dilbilgisi (i'rab)
دُونِİsimmecrûr (genitif)
هِۦٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ءَالِهَةً
tanrılar
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ءَالِهَةًİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّوْلَا
gerekmez mi?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّوْلَاEdattahdîd (teşvik)
يَأْتُونَ
getirmeleri
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَيْهِم
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِسُلْطَٰنٍۭ
bir delil
İsim
Kök: سلط
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
سُلْطَٰنٍۭİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
بَيِّنٍ
açık
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيِّنٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
فَمَنْ
kim olabilir?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنْİsimism-i mevsûl
أَظْلَمُ
daha zalim
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
أَظْلَمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
مِمَّنِ
uydurandan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّنِİsimism-i mevsûl
ٱفْتَرَىٰ
uyduran
Fiil
Kök: فري
Dilbilgisi (i'rab)
ٱفْتَرَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَى
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
كَذِبًا
yalan
İsim
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَذِبًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: "Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O'nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah'ı bırakıp O'ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?"

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Şu bizim kavmimiz, Allah'tan başka ilâh edindiler. Onların ilâh olduğuna dair açık bir delil getirselerdi ya! Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Şu bizim kavmimiz, O’nun peşi sıra ilahlar edindiler.” Bunlar apaçık bir delil getirseler ya! Allah’a yalan uydurandan daha zalim kim olabilir ki!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"These our people have taken for worship gods other than Him: why do they not bring forward an authority clear (and convincing) for what they do? Who doth more wrong than such as invent a falsehood against Allah?

A. Yusuf Alipublic-domain

These people of ours have taken gods other than Him. Why do they not produce clear evidence about them? Who could be more unjust than someone who makes up lies about God?

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

These, our people, have chosen (other) gods beside Him though they bring no clear warrant (vouchsafed) to them. And who doth greater wrong than he who inventeth a lie concerning Allah?

M. Pickthallpublic-domain

These, our people, have taken besides Him deities. Why do they not bring for [worship of] them a clear evidence? And who is more unjust than one who invents about Allāh a lie?"

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ثم قال بعضهم لبعض: هؤلاء قومنا اتخذوا لهم آلهة غير الله، فهلا أتَوْا على عبادتهم لها بدليل واضح، فلا أحد أشد ظلمًا ممن اختلق على الله الكذب بنسبة الشريك إليه في عبادته.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular