← Sure 18

18:5

مَّا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِـَٔابَآئِهِمْ ۚ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ ۚ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا

Kelime kelime

مَّا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاEdatolumsuzluk
لَهُم
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمİsimzamir، 3. çoğul eril
بِهِۦ
bu hususta
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
مِنْ
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
عِلْمٍ
bilgisi
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عِلْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَلَا
ve yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
لِءَابَآئِهِمْ
atalarının
İsim
Kök: أبو
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ءَابَآئِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَبُرَتْ
ne büyük (küstahça)
Fiil
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
كَبُرَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
كَلِمَةً
söz
İsim
Kök: كلم
Dilbilgisi (i'rab)
كَلِمَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
تَخْرُجُ
çıkıyor
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
تَخْرُجُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
مِنْ
ağızlarından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
أَفْوَٰهِهِمْ
ağızları
İsim
Kök: فوه
Dilbilgisi (i'rab)
أَفْوَٰهِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِن
onlar söylemiyorlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatolumsuzluk
يَقُولُونَ
derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
başka bir şey
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
كَذِبًا
yalandan
İsim
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَذِبًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Allah'ın çocuk edindiğine dair ne kendilerinin ve ne de babalarının bir bilgisi vardır. Ağızlarından çıkan söz ne büyük iftiradır. Onlar yalnız ve yalnız yalan söylerler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük bir iftiradır. Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onların da babalarının (atalarının) da bu konuda hiçbir bilgisi yoktur! Ağızlarından çıkan söz ne de büyüktür (çirkindir)! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

No knowledge have they of such a thing, nor had their fathers. It is a grievous thing that issues from their mouths as a saying what they say is nothing but falsehood!

A. Yusuf Alipublic-domain

They have no knowledge about this, nor did their forefathers––it is a monstrous assertion that comes out of their mouths: what they say is nothing but lies.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

(A thing) whereof they have no knowledge, nor (had) their fathers, Dreadful is the word that cometh out of their mouths. They speak naught but a lie.

M. Pickthallpublic-domain

They have no knowledge of it, nor had their fathers. Grave is the word that comes out of their mouths; they speak not except a lie.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ليس عند هؤلاء المشركين شيء من العلم على ما يَدَّعونه لله من اتخاذ الولد، كما لم يكن عند أسلافهم الذين قلَّدوهم، عَظُمت هذه المقالة الشنيعة التي تخرج من أفواههم، ما يقولون إلا قولا كاذبًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution