← Sure 18

18:80

وَأَمَّا ٱلْغُلَـٰمُ فَكَانَ أَبَوَاهُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَشِينَآ أَن يُرْهِقَهُمَا طُغْيَـٰنًا وَكُفْرًا

Kelime kelime

وَأَمَّا
gelince
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَمَّاEdatEXL
ٱلْغُلَٰمُ
çocuğa
İsim
Kök: غلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غُلَٰمُİsimeril، merfû (nominatif)
فَكَانَ
idi
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَبَوَاهُ
onun anası babası
İsim
Kök: أبو
Dilbilgisi (i'rab)
أَبَوَاİsimeril ikil، merfû (nominatif)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مُؤْمِنَيْنِ
mü'min insanlar
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
مُؤْمِنَيْنِİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril ikil، mansûb (akuzatif)
فَخَشِينَآ
korktuk
Fiil
Kök: خشي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
خَشِيFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَن
onlara sarmasından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يُرْهِقَهُمَا
bana çıkarma
Fiil
Kök: رهق
Dilbilgisi (i'rab)
يُرْهِقَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
طُغْيَٰنًا
azgınlık
İsim
Kök: طغي
Dilbilgisi (i'rab)
طُغْيَٰنًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَكُفْرًا
ve küfür
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كُفْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

"Oğlana gelince; onun ana babası inanmış kimselerdi. Çocuğun onları azdırmasından ve inkara sürüklemesinden korkmuştuk.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

"Oğlana gelince, onun anababası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Erkek çocuğa gelince, onun ana babası mümin kişilerdi. Onları azdırıp inkâra sürüklemesini uygun görmemiştik.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"As for the youth, his parents were people of Faith, and we feared that he would grieve them by obstinate rebellion and ingratitude (to Allah and man).

A. Yusuf Alipublic-domain

The young boy had parents who were people of faith, and so, fearing he would trouble them through wickedness and disbelief,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And as for the lad, his parents were believers and we feared lest he should oppress them by rebellion and disbelief.

M. Pickthallpublic-domain

And as for the boy, his parents were believers, and we feared that he would overburden them by transgression and disbelief.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وأما الغلام الذي قتلته فكان في علم الله كافرًا، وكان أبوه وأمه مؤمِنَيْن، فخشينا لو بقي الغلام حيًا لَحمل والديه على الكفر والطغيان؛ لأجل محبتهما إياه أو للحاجة إليه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?