← Sure 2

2:101

وَلَمَّا جَآءَهُمْ رَسُولٌ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمْ نَبَذَ فَرِيقٌ مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ كِتَـٰبَ ٱللَّهِ وَرَآءَ ظُهُورِهِمْ كَأَنَّهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Kelime kelime

وَلَمَّا
ne zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
جَآءَهُمْ
onlara geldiyse
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَسُولٌ
bir elçi
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رَسُولٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنْ
katından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
عِندِ
yanında
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندِİsimmecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
مُصَدِّقٌ
doğrulayan
İsim
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
مُصَدِّقٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
لِّمَا
şeyleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
مَعَهُمْ
yanlarındaki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
نَبَذَ
attılar
Fiil
Kök: نبذ
Dilbilgisi (i'rab)
نَبَذَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فَرِيقٌ
bir gurup
İsim
Kök: فرق
Dilbilgisi (i'rab)
فَرِيقٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنَ
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
أُوتُوا۟
verilenlerden
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أُوتُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْكِتَٰبَ
kitap
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كِتَٰبَ
kitabı
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
كِتَٰبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَرَآءَ
arkasına
İsim
Kök: وري
Dilbilgisi (i'rab)
وَرَآءَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ظُهُورِهِمْ
sırtlarının
İsim
Kök: ظهر
Dilbilgisi (i'rab)
ظُهُورِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَأَنَّهُمْ
sanki gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَأَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَا
bilmiyorlarmış
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَعْلَمُونَ
bilen
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Yanlarındakini doğrulayan bir Peygamber, Allah katından onlara gelince Kitap verilenlerden bir takımı, bilmiyorlarmış gibi, Allah'ın Kitabı'nı arkalarına attılar.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Üstelik Allah tarafından onlara, yanlarındaki kitabı tasdik edici bir peygamber gelince, daha önce kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, Allah'ın kitabını sırtlarından geriye attılar, sanki hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi yaptılar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah tarafından kendilerine, beraberlerindekini doğrulayıcı bir elçi gelince, kitap ehlinden bir grup, sanki Allah’ın kitabını bilmiyormuş gibi onu sırtlarının arkasına (attılar).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And when there came to them a messenger from Allah, confirming what was with them, a party of the people of the Book threw away the Book of Allah behind their backs, as if (it had been something) they did not know!

A. Yusuf Alipublic-domain

When God sent them a messenger confirming the Scriptures they already had, some of those who had received the Scripture before threw the Book of God over their shoulders as if they had no knowledge,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when there cometh unto them a messenger from Allah, confirming that which they possess, a party of those who have received the Scripture fling the Scripture of Allah behind their backs as if they knew not,

M. Pickthallpublic-domain

And when a messenger from Allāh came to them confirming that which was with them, a party of those who had been given the Scripture threw the Scripture of Allāh [i.e., the Torah] behind their backs as if they did not know [what it contained].

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولما جاءهم محمد رسول الله صلى الله عليه وسلم بالقرآن الموافق لما معهم من التوراة طرح فريق منهم كتاب الله، وجعلوه وراء ظهورهم، شأنهم شأن الجهال الذين لا يعلمون حقيقته.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?