← Sure 2

2:20

يَكَادُ ٱلْبَرْقُ يَخْطَفُ أَبْصَـٰرَهُمْ ۖ كُلَّمَآ أَضَآءَ لَهُم مَّشَوْا۟ فِيهِ وَإِذَآ أَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُوا۟ ۚ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَأَبْصَـٰرِهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

Kelime kelime

يَكَادُ
neredeyse
Fiil
Kök: كود
Dilbilgisi (i'rab)
يَكَادُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْبَرْقُ
şimşek
İsim
Kök: برق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَرْقُİsimeril، merfû (nominatif)
يَخْطَفُ
kapıverecek
Fiil
Kök: خطف
Dilbilgisi (i'rab)
يَخْطَفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
أَبْصَٰرَهُمْ
gözlerini
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
أَبْصَٰرَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كُلَّمَآ
zaman
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلَّمَآİsimzaman zarfı
أَضَآءَ
aydınlattığı
Fiil
Kök: ضوأ
Dilbilgisi (i'rab)
أَضَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَهُم
onları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمİsimzamir، 3. çoğul eril
مَّشَوْا۟
yürürler
Fiil
Kök: مشي
Dilbilgisi (i'rab)
مَّشَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِيهِ
o(nun ışığı)nda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَإِذَآ
zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَآİsimzaman zarfı
أَظْلَمَ
karanlık çöktüğü
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
أَظْلَمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَامُوا۟
dikilip kalırlar
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَامُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَلَوْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَوْEdatşart
شَآءَ
dileseydi
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لَذَهَبَ
elbette götürürdü
Fiil
Kök: ذهب
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
ذَهَبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِسَمْعِهِمْ
işitmelerini
İsim
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
سَمْعِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَأَبْصَٰرِهِمْ
ve görmelerini
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَبْصَٰرِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنَّ
Şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
كُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
شَىْءٍ
şey
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
قَدِيرٌ
gücü yeter
İsim
Kök: قدر
Dilbilgisi (i'rab)
قَدِيرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Şimşeğin çakması neredeyse gözlerini alır; onları aydınlattıkça ışığında yürürler ve üzerlerine karanlık basınca durakalırlar. Allah dileseydi işitme ve görmelerini giderirdi. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

O şimşek nerdeyse gözlerini (n nûrunu) kapıverecek. Önlerini aydınlattımı ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktümü de dikilip kalırlar. Allah dilemiş olsaydı işitmelerini, görmelerini de alıverirdi. Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(O esnada) şimşek, neredeyse gözlerini alacakmış (gibi çakar). (Şimşek) onlar için (etrafı) aydınlatınca orada (birazcık) yürürler; üzerlerine karanlık çökünce de oldukları yerde kala kalırlar. Allah dileseydi elbette onların işitme (duyu)larını ve gözlerini giderirdi. Şüphesiz ki Allah her şeye gücü yetendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The lightning all but snatches away their sight; every time the light (Helps) them, they walk therein, and when the darkness grows on them, they stand still. And if Allah willed, He could take away their faculty of hearing and seeing; for Allah hath power over all things.

A. Yusuf Alipublic-domain

The lightning almost snatches away their sight: whenever it flashes on them they walk on and when darkness falls around them they stand still. If God so willed, He could take away their hearing and sight: God has power over everything.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

The lightning almost snatcheth away their sight from them. As often as it flasheth forth for them they walk therein, and when it darkeneth against them they stand still. If Allah willed, He could destroy their hearing and their sight. Lo! Allah is able to do all things.

M. Pickthallpublic-domain

The lightning almost snatches away their sight. Every time it lights [the way] for them, they walk therein; but when darkness comes over them, they stand [still]. And if Allāh had willed, He could have taken away their hearing and their sight. Indeed, Allāh is over all things competent.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يقارب البرق -من شدة لمعانه- أن يسلب أبصارهم، ومع ذلك فكلَّما أضاء لهم مشَوْا في ضوئه، وإذا ذهب أظلم الطريق عليهم فيقفون في أماكنهم. ولولا إمهال الله لهم لسلب سمعهم وأبصارهم، وهو قادر على ذلك في كل وقتٍ، إنه على كل شيء قدير.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?