← Sure 2

2:214

أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ وَلَمَّا يَأْتِكُم مَّثَلُ ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلِكُم ۖ مَّسَّتْهُمُ ٱلْبَأْسَآءُ وَٱلضَّرَّآءُ وَزُلْزِلُوا۟ حَتَّىٰ يَقُولَ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ مَتَىٰ نَصْرُ ٱللَّهِ ۗ أَلَآ إِنَّ نَصْرَ ٱللَّهِ قَرِيبٌ

Kelime kelime

أَمْ
yoksa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْEdatatıf bağlacı
حَسِبْتُمْ
sandınız (mı)
Fiil
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
حَسِبْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَن
ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَدْخُلُوا۟
gireceksiniz
Fiil
Kök: دخل
Dilbilgisi (i'rab)
تَدْخُلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْجَنَّةَ
cennete
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جَنَّةَİsimözel isim، dişil، mansûb (akuzatif)
وَلَمَّا
başınıza gelmeden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاEdatolumsuzluk
يَأْتِكُم
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّثَلُ
durumu
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مَّثَلُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلَّذِينَ
geçenlerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
خَلَوْا۟
yalnız kaldıkları
Fiil
Kök: خلو
Dilbilgisi (i'rab)
خَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِن
sizden önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِكُم
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّسَّتْهُمُ
onlara dokunmuştu
Fiil
Kök: مسس
Dilbilgisi (i'rab)
مَّسَّتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْبَأْسَآءُ
sıkıntı
İsim
Kök: بأس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَأْسَآءُİsimdişil، merfû (nominatif)
وَٱلضَّرَّآءُ
ve yoksulluk
İsim
Kök: ضرر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ضَّرَّآءُİsimdişil، merfû (nominatif)
وَزُلْزِلُوا۟
ve sarsılmışlardı ki
Fiil
Kök: زلزل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
زُلْزِلُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حَتَّىٰ
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
يَقُولَ
diyorlardı
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُولَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلرَّسُولُ
peygamber
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّسُولُİsimeril، merfû (nominatif)
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَعَهُۥ
onunla birlikte
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَتَىٰ
ne zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَتَىٰİsimsoru
نَصْرُ
yardımı
İsim
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
نَصْرُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
أَلَآ
İyi bilin ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَلَآEdatATT
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
نَصْرَ
yardımı
İsim
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
نَصْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
قَرِيبٌ
yakındır
İsim
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
قَرِيبٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Sizden önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Peygamber ve onunla beraber müminler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı; iyi bilin ki Allah'ın yardımı şüphesiz yakındır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenlerin benzeri size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız! Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve (öylesine) sarsılmışlardı ki sonunda (her) elçi ve beraberindeki müminler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” demişlerdi. Dikkat edin! Allah’ın yardımı yakındır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Or do ye think that ye shall enter the Garden (of bliss) without such (trials) as came to those who passed away before you? they encountered suffering and adversity, and were so shaken in spirit that even the Messenger and those of faith who were with him cried: "When (will come) the help of Allah?" Ah! Verily, the help of Allah is (always) near!

A. Yusuf Alipublic-domain

Do you suppose that you will enter the Garden without first having suffered like those before you? They were afflicted by misfortune and hardship, and they were so shaken that even [their] messenger and the believers with him cried, ‘When will God’s help arrive?’ Truly, God’s help is near.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Or think ye that ye will enter paradise while yet there hath not come unto you the like of (that which came to) those who passed away before you? Affliction and adversity befell them, they were shaken as with earthquake, till the messenger (of Allah) and those who believed along with him said: When cometh Allah's help? Now surely Allah's help is nigh.

M. Pickthallpublic-domain

Or do you think that you will enter Paradise while such [trial] has not yet come to you as came to those who passed on before you? They were touched by poverty and hardship and were shaken until [even their] messenger and those who believed with him said, "When is the help of Allāh?" Unquestionably, the help of Allāh is near.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

بل أظننتم -أيها المؤمنون- أن تدخلوا الجنة، ولمَّا يصبكم من الابتلاء مثل ما أصاب المؤمنين الذين مضوا من قبلكم: من الفقر والأمراض والخوف والرعب، وزُلزلوا بأنواع المخاوف، حتى قال رسولهم والمؤمنون معه -على سبيل الاستعجال للنصر من الله تعالى-: متى نصر الله؟ ألا إن نصر الله قريب من المؤمنين.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?