← Sure 2

2:55

وَإِذْ قُلْتُمْ يَـٰمُوسَىٰ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ نَرَى ٱللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْكُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ

Kelime kelime

وَإِذْ
ve hani
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذْİsimzaman zarfı
قُلْتُمْ
demiştiniz
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
يَٰمُوسَىٰ
ey Musa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
مُوسَىٰİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
لَن
inanmayız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَنEdatolumsuzluk
نُّؤْمِنَ
inanmayız
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
نُّؤْمِنَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
لَكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كَİsimzamir، 2. tekil eril
حَتَّىٰ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
نَرَى
görünceye
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
نَرَىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
ٱللَّهَ
Allah'ı
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
جَهْرَةً
açıkça
İsim
Kök: جهر
Dilbilgisi (i'rab)
جَهْرَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَأَخَذَتْكُمُ
derhal sizi yakalamıştı
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَخَذَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلصَّٰعِقَةُ
yıldırım gürültüsü
İsim
Kök: صعق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰعِقَةُİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
وَأَنتُمْ
siz de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
أَنتُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
تَنظُرُونَ
bunu görüyordunuz
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
تَنظُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

"Ya Musa! Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız" demiştiniz de gözleriniz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hani bir zamanlar "Ey Musa biz Allah'ı açıkça görmedikçe senin sözünle asla inanmayacağız." demiştiniz de bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı ve siz de bakakalmıştınız.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hani “Ey Musa! Biz Allah’ı açıkça görünceye kadar sana asla inanmayız.” demiştiniz de bakıyorken sizi yıldırım yakalamıştı (çarpmıştı).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And remember ye said: "O Moses! We shall never believe in thee until we see Allah manifestly," but ye were dazed with thunder and lighting even as ye looked on.

A. Yusuf Alipublic-domain

Remember when you said, ‘Moses, we will not believe you until we see God face to face.’ At that, thunderbolts struck you as you looked on.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when ye said: O Moses! We will not believe in thee till we see Allah plainly; and even while ye gazed the lightning seized you.

M. Pickthallpublic-domain

And [recall] when you said, "O Moses, we will never believe you until we see Allāh outright"; so the thunderbolt took you while you were looking on.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واذكروا إذ قلتم: يا موسى لن نصدقك في أن الكلام الذي نسمعه منك هو كلام الله، حتى نرى الله عِيَانًا، فنزلت نار من السماء رأيتموها بأعينكم، فقَتَلَتْكم بسبب ذنوبكم، وجُرْأتكم على الله تعالى.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?