← Sure 2

2:54

وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَـٰقَوْمِ إِنَّكُمْ ظَلَمْتُمْ أَنفُسَكُم بِٱتِّخَاذِكُمُ ٱلْعِجْلَ فَتُوبُوٓا۟ إِلَىٰ بَارِئِكُمْ فَٱقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ عِندَ بَارِئِكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

Kelime kelime

وَإِذْ
ve hani
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذْİsimzaman zarfı
قَالَ
demişti ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مُوسَىٰ
Musa
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مُوسَىٰİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
لِقَوْمِهِۦ
kavmine
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
قَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
يَٰقَوْمِ
ey kavmim
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
قَوْمِİsimeril، mansûb (akuzatif)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
إِنَّكُمْ
şüphesiz sizler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ظَلَمْتُمْ
zulmettiniz
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلَمْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَنفُسَكُم
kendinize
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِٱتِّخَاذِكُمُ
(tanrı) edinmekle
İsim
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱتِّخَاذِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْعِجْلَ
buzağıyı
İsim
Kök: عجل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عِجْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
فَتُوبُوٓا۟
gelin tevbe edin de
Fiil
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatsebebiyet، ön ek
تُوبُFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَىٰ
yaratıcınıza
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
بَارِئِكُمْ
yaratıcınız
İsim
Kök: برأ
Dilbilgisi (i'rab)
بَارِئِİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَٱقْتُلُوٓا۟
ve öldürün
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱقْتُلُFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَنفُسَكُمْ
nefislerinizi
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ذَٰلِكُمْ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كُمْEdatmuhâtab، son ek، eril çoğul
خَيْرٌ
daha iyidir
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لَّكُمْ
sizin için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
عِندَ
katında
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
بَارِئِكُمْ
yaratıcınız
İsim
Kök: برأ
Dilbilgisi (i'rab)
بَارِئِİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَتَابَ
tevbenizi kabul buyurmuş olur
Fiil
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
تَابَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْكُمْ
sizin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِنَّهُۥ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
هُوَ
O
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلتَّوَّابُ
tevbeyi çok kabul edendir
İsim
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
تَّوَّابُİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril tekil، merfû (nominatif)
ٱلرَّحِيمُ
merhametlidir
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّحِيمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Musa milletine "Ey milletim! Buzağıyı tanrı olarak benimsemekle kendinize yazık ettiniz. Yaratanınıza tevbe edin ve nefislerinizi öldürün, bu Yaratanınız katında sizin için hayırlı olur; O daima tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğu için tevbenizikabul eder" demişti.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu. Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm'dir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hani Musa kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Şüphesiz ki siz, buzağıyı (ilah) edinmekle kendinize haksızlık ettiniz. Onun için, Yaratıcınıza tevbe edin de nefsinizi (kötü duygularınızı) öldürün! Böyle yapmanız Yaratıcınız katında sizin için hayırlı olandır. Böylece (Allah) tevbenizi kabul etmiş olur. Şüphesiz ki yalnızca O, tevbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And remember Moses said to his people: "O my people! Ye have indeed wronged yourselves by your worship of the calf: So turn (in repentance) to your Maker, and slay yourselves (the wrong-doers); that will be better for you in the sight of your Maker." Then He turned towards you (in forgiveness): For He is Oft-Returning, Most Merciful.

A. Yusuf Alipublic-domain

Moses said to his people, ‘My people, you have wronged yourselves by worshipping the calf, so repent to your Maker and kill [the guilty among] you. That is the best you can do in the eyes of your Maker.’ He accepted your repentance: He is the Ever Relenting and the Most Merciful.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when Moses said unto his people: O my people! Ye have wronged yourselves by your choosing of the calf (for worship) so turn in penitence to your Creator, and kill (the guilty) yourselves. That will be best for you with your Creator and He will relent toward you. Lo! He is the Relenting, the Merciful.

M. Pickthallpublic-domain

And [recall] when Moses said to his people, "O my people, indeed you have wronged yourselves by your taking of the calf [for worship]. So repent to your Creator and kill yourselves [i.e., the guilty among you]. That is best for [all of] you in the sight of your Creator." Then He accepted your repentance; indeed, He is the Accepting of Repentance, the Merciful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واذكروا نعمتنا عليكم حين قال موسى لقومه: إنكم ظلمتم أنفسكم باتخاذكم العجل إلهًا، فتوبوا إلى خالقكم: بأن يَقْتل بعضكم بعضًا، وهذا خير لكم عند خالقكم من الخلود الأبدي في النار، فامتثلتم ذلك، فمنَّ الله عليكم بقَبول توبتكم. إنه تعالى هو التواب لمن تاب مِن عباده، الرحيم بهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?