← Sure 2

2:90

بِئْسَمَا ٱشْتَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ أَن يَكْفُرُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بَغْيًا أَن يُنَزِّلَ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ ۖ فَبَآءُو بِغَضَبٍ عَلَىٰ غَضَبٍ ۚ وَلِلْكَـٰفِرِينَ عَذَابٌ مُّهِينٌ

Kelime kelime

بِئْسَمَا
ne kötüdür
Fiil
Kök: بأس
Dilbilgisi (i'rab)
بِئْسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَاİsimism-i mevsûl
ٱشْتَرَوْا۟
sattıkları şey
Fiil
Kök: شري
Dilbilgisi (i'rab)
ٱشْتَرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهِۦٓ
onunla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦٓİsimzamir، 3. tekil eril
أَنفُسَهُمْ
kendilerini
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَن
için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَكْفُرُوا۟
inkar etmek
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
يَكْفُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِمَآ
şeyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَآİsimism-i mevsûl
أَنزَلَ
indirdiği
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
أَنزَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بَغْيًا
çekemeyerek
İsim
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
بَغْيًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَن
(vahiy) indirmesini
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يُنَزِّلَ
indirdi
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
يُنَزِّلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
مِن
lutfundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
فَضْلِهِۦ
lutuf
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
فَضْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
مَن
kimsenin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
يَشَآءُ
dilediği
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
يَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنْ
kullarından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
عِبَادِهِۦ
kullarının
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
عِبَادِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَبَآءُو
uğradılar
Fiil
Kök: بوأ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
بَآءُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِغَضَبٍ
gazab
İsim
Kök: غضب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
غَضَبٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَلَىٰ
üstüne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
غَضَبٍ
gazaba
İsim
Kök: غضب
Dilbilgisi (i'rab)
غَضَبٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَلِلْكَٰفِرِينَ
ve inkar edenler için
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَٰفِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
عَذَابٌ
bir azab vardır
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مُّهِينٌ
alçaltıcı
İsim
Kök: هون
Dilbilgisi (i'rab)
مُّهِينٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Allah'ın kullarından dilediğine, bol ihsanından indirmesini çekemeyerek, Allah'ın indirdiğini inkar etmekle, kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar. Bu yüzden gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı bir azab vardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ne kadar çirkindir o uğruna kendilerini sattıkları şey ki; Allah'ın kullarından dilediğine kendi lütuf ve kereminden vahiy indirmesine kafa tutarak, Allah ne indirdiyse hepsini inkâr ettiler. İşte bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradılar. Can yakıcı azap asıl kâfirler içindir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah’ın, kullarından dilediğine (layık gördüğüne peygamberlik) vermesini kıskandıkları için Allah’ın indirdiğini (Kur’an’ı) inkâr ederek kendilerini (alçak bir şeye) satmaları ne kötü bir şeydir! Böylece onlar, gazap üstüne gazaba uğramışlardı. Ayrıca o kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Miserable is the price for which they have sold their souls, in that they deny (the revelation) which Allah has sent down, in insolent envy that Allah of His Grace should send it to any of His servants He pleases: Thus have they drawn on themselves Wrath upon Wrath. And humiliating is the punishment of those who reject Faith.

A. Yusuf Alipublic-domain

Low indeed is the price for which they have sold their souls by denying the God-sent truth, out of envy that God should send His bounty to any of His servants He pleases. The disbelievers have ended up with wrath upon wrath, and a humiliating torment awaits them.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Evil is that for which they sell their souls: that they should disbelieve in that which Allah hath revealed, grudging that Allah should reveal of His bounty unto whom He will of His slaves. They have incurred anger upon anger. For disbelievers is a shameful doom.

M. Pickthallpublic-domain

How wretched is that for which they sold themselves - that they would disbelieve in what Allāh has revealed through [their] outrage that Allāh would send down His favor upon whom He wills from among His servants. So they returned having [earned] wrath upon wrath. And for the disbelievers is a humiliating punishment.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قَبُحَ ما اختاره بنو إسرائيل لأنفسهم؛ إذ استبدلوا الكفر بالإيمان ظلمًا وحسدًا لإنزال الله من فضله القرآن على نبي الله ورسوله محمد صلى الله عليه وسلم، فرجعوا بغضب من الله عليهم بسبب جحودهم بالنبي محمد صلى الله عليه وسلم، بعد غضبه عليهم بسبب تحريفهم التوراة. وللجاحدين نبوَّة محمد صلى الله عليه وسلم عذابٌ يذلُّهم ويخزيهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?