← Sure 2

2:89

وَلَمَّا جَآءَهُمْ كِتَـٰبٌ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمْ وَكَانُوا۟ مِن قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَلَمَّا جَآءَهُم مَّا عَرَفُوا۟ كَفَرُوا۟ بِهِۦ ۚ فَلَعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ

Kelime kelime

وَلَمَّا
Ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
جَآءَهُمْ
onlara geldi
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كِتَٰبٌ
bir Kitap (Kur'an)
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
كِتَٰبٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنْ
katından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
عِندِ
yanında
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندِİsimmecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
مُصَدِّقٌ
doğrulayıcı
İsim
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
مُصَدِّقٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
لِّمَا
şeyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
مَعَهُمْ
yanlarında bulunan (Tevrat)ı
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَكَانُوا۟
ve idiler
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِن
daha önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلُ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلُİsimmecrûr (genitif)
يَسْتَفْتِحُونَ
yardım istedikleri
Fiil
Kök: فتح
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَفْتِحُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَى
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلَّذِينَ
kimselere
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوا۟
inkar eden
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَلَمَّا
ne zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
جَآءَهُم
kendilerine gelince
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَّا
şey
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
عَرَفُوا۟
o bildikleri (Kur'an)
Fiil
Kök: عرف
Dilbilgisi (i'rab)
عَرَفُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَفَرُوا۟
inkar ettiler
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهِۦ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
فَلَعْنَةُ
artık la'neti
İsim
Kök: لعن
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَعْنَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
عَلَى
üzerine olsun!
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْكَٰفِرِينَ
inkarcıların
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَٰفِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Vaktaki Allah katından onlara, kendilerinde olanı tasdik eden Kitap geldi ki onlar bundan önceleri, inkar edenlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerdi, bildikleri gelince onu inkar ettiler. Allah'ın laneti, inkar edenlerin üzerine olsun.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Yanlarındakini tasdik etmek üzere onlara Allah katından bir kitap gelince, daha önceleri inanmayanlara karşı onunla yardım isteyip durdukları halde, o tanıdıkları kendilerine gelince, bu sefer kendileri onu inkâr ettiler. İşte bundan dolayı Allah'ın laneti kâfirleredir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Daha önce kâfirlere karşı zafer isterlerken, kendilerine Allah katından ellerindeki (Tevrat’ı) doğrulayan bir kitap (Kur’an) ulaşıp da (Tevrat’tan) bildikleri gerçekler kendilerine gelince onu inkâr etmişlerdi. (İşte) Allah’ın laneti böylesi kâfirlerin (üzerine)dir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And when there comes to them a Book from Allah, confirming what is with them,- although from of old they had prayed for victory against those without Faith,- when there comes to them that which they (should) have recognised, they refuse to believe in it but the curse of Allah is on those without Faith.

A. Yusuf Alipublic-domain

When a Scripture came to them from God confirming what they already had, and when they had been praying for victory against the disbelievers, even when there came to them something they knew [to be true], they disbelieved in it: God rejects those who disbelieve.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when there cometh unto them a scripture from Allah, confirming that in their possession - though before that they were asking for a signal triumph over those who disbelieved - and when there cometh unto them that which they know (to be the truth) they disbelieve therein. The curse of Allah is on disbelievers.

M. Pickthallpublic-domain

And when there came to them a Book [i.e., the Qur’ān] from Allāh confirming that which was with them - although before they used to pray for victory against those who disbelieved - but [then] when there came to them that which they recognized, they disbelieved in it; so the curse of Allāh will be upon the disbelievers.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وحين جاءهم القرأن من عند الله مصدقا لما معهم من التوراة جحدوه، وأنكروا نبوة محمد صلى الله عليه وسلم، وكانوا قبل بعثته يستنصرون به على مشركي العرب، ويقولون: قَرُبَ مبعث نبيِّ آخرِ الزمان، وسنتبعه ونقاتلكم معه. فلمَّا جاءهم الرسول الذي عرفوا صفاتِه وصِدْقَه كفروا به وكذبوه. فلعنةُ الله على كل مَن كفر بنبي الله ورسوله محمد صلى الله عليه وسلم، وكتابه الذي أوحاه الله إليه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?