← Sure 22

22:67

لِّكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنسَكًا هُمْ نَاسِكُوهُ ۖ فَلَا يُنَـٰزِعُنَّكَ فِى ٱلْأَمْرِ ۚ وَٱدْعُ إِلَىٰ رَبِّكَ ۖ إِنَّكَ لَعَلَىٰ هُدًى مُّسْتَقِيمٍ

Kelime kelime

لِّكُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
أُمَّةٍ
ümmete
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
جَعَلْنَا
belirledik
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مَنسَكًا
ibadet şekli
İsim
Kök: نسك
Dilbilgisi (i'rab)
مَنسَكًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
هُمْ
onların
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
نَاسِكُوهُ
uydukları
İsim
Kök: نسك
Dilbilgisi (i'rab)
نَاسِكُوİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَلَا
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يُنَٰزِعُنَّكَ
seninle çekişmesinler
Fiil
Kök: نزع
Dilbilgisi (i'rab)
يُنَٰزِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نَّEdattekit، son ek
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فِى
bu işte
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَمْرِ
buyruk
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَمْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَٱدْعُ
çağır
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱدْعُFiilemir، 2. tekil eril
إِلَىٰ
Rabbine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
رَبِّكَ
Rabbinin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
إِنَّكَ
kuşkusuz sen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لَعَلَىٰ
üzerindesin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
هُدًى
bir yol
İsim
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
هُدًىİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّسْتَقِيمٍ
dosdoğru
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
مُّسْتَقِيمٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: "Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir" de.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar onunla amel ederler. Bunun için (ey Muhammed!) bu konuda seninle hiçbir zaman çekişmesinler. (İnsanları) Rabbine (ibadet etmeye) çağır. Şüphesiz sen gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Biz her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyleyse onlar (kitap ehli) bu işte seninle çekişmesinler! Sen Rabbine davet et! Şüphesiz ki sen doğru bir hidayet üzeresin.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

To every People have We appointed rites and ceremonies which they must follow: let them not then dispute with thee on the matter, but do thou invite (them) to thy Lord: for thou art assuredly on the Right Way.

A. Yusuf Alipublic-domain

We have appointed acts of devotion for every community to observe, so do not let them argue with you [Prophet] about this matter. Call them to your Lord- you are on the right path-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Unto each nation have We given sacred rites which they are to perform; so let them not dispute with thee of the matter, but summon thou unto thy Lord. Lo! thou indeed followest right guidance.

M. Pickthallpublic-domain

For every [religious] community We have appointed rites which they perform. So, [O Muḥammad], let them [i.e., the disbelievers] not contend with you over the matter but invite [them] to your Lord. Indeed, you are upon straight guidance.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

لكل أمة من الأمم الماضية جعلنا شريعة وعبادة أمرناهم بها، فهم عاملون بها، فلا ينازعنك- أيها الرسول- مشركو قريش في شريعتك، وما أمرك الله به في المناسك وأنواع العبادات كلها، وادع إلى توحيد ربك وإخلاص العبادة له واتباع أمره، إنك لعلى دين قويم، لا اعوجاج فيه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?