← Sure 24

24:12

لَّوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتُ بِأَنفُسِهِمْ خَيْرًا وَقَالُوا۟ هَـٰذَآ إِفْكٌ مُّبِينٌ

Kelime kelime

لَّوْلَآ
gerekmez miydi?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّوْلَآEdattahdîd (teşvik)
إِذْ
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
سَمِعْتُمُوهُ
onu işittiğiniz
Fiil
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
سَمِعْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمُوİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ظَنَّ
zanda bulunup
Fiil
Kök: ظنن
Dilbilgisi (i'rab)
ظَنَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْمُؤْمِنُونَ
inanan erkeklerin
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
وَٱلْمُؤْمِنَٰتُ
ve inanan kadınların
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنَٰتُİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، merfû (nominatif)
بِأَنفُسِهِمْ
kendiliklerinden
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
خَيْرًا
güzel
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
وَقَالُوا۟
ve demeleri
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هَٰذَآ
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَآİsimism-i işaret، eril tekil
إِفْكٌ
bir iftiradır
İsim
Kök: أفك
Dilbilgisi (i'rab)
إِفْكٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مُّبِينٌ
apaçık
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
مُّبِينٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Onu işittiğiniz zaman, erkek kadın müminlerin, kendiliklerinden hüsnü zanda bulunup da: "Bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Erkek ve kadın müminlerin, bu iftirayı işittiklerinde kendi vicdanları ile hüsnü zanda bulunup da, "bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bunu (iftirayı) duyduğunuzda erkek müminlerin ve kadın müminlerin, kendileri hakkında (vicdanları ile) olumlu zanda bulunup da “Bu, apaçık bir iftiradır!” demeleri gerekmez miydi!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Why did not the believers - men and women - when ye heard of the affair,- put the best construction on it in their own minds and say, "This (charge) is an obvious lie"?

A. Yusuf Alipublic-domain

When you heard the lie, why did believing men and women not think well of their own people and declare, ‘This is obviously a lie’?

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Why did not the believers, men and women, when ye heard it, think good of their own own folk, and say: It is a manifest untruth?

M. Pickthallpublic-domain

Why, when you heard it, did not the believing men and believing women think good of themselves [i.e., one another] and say, "This is an obvious falsehood"?

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

هلا ظن المؤمنون والمؤمنات بعضهم ببعض خيرًا عند سماعهم ذلك الإفك، وهو السلامة مما رموا به، وقالوا: هذا كذب ظاهر على عائشة رضي الله عنها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?