← Sure 24

24:11

إِنَّ ٱلَّذِينَ جَآءُو بِٱلْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِّنكُمْ ۚ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَّكُم ۖ بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ ۚ لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُم مَّا ٱكْتَسَبَ مِنَ ٱلْإِثْمِ ۚ وَٱلَّذِى تَوَلَّىٰ كِبْرَهُۥ مِنْهُمْ لَهُۥ عَذَابٌ عَظِيمٌ

Kelime kelime

إِنَّ
kuşkusuz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱلَّذِينَ
getirenler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
جَآءُو
gelen(ler)
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْإِفْكِ
iftirayı
İsim
Kök: أفك
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِفْكِİsimeril، mecrûr (genitif)
عُصْبَةٌ
bir topluluktur
İsim
Kök: عصب
Dilbilgisi (i'rab)
عُصْبَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنكُمْ
içinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لَا
onu sanmayın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَحْسَبُوهُ
sanma
Fiil
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
تَحْسَبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
شَرًّا
şer
İsim
Kök: شرر
Dilbilgisi (i'rab)
شَرًّاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّكُم
sizin için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمİsimzamir، 2. çoğul eril
بَلْ
bilakis
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
هُوَ
o
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
خَيْرٌ
hayırdır
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لَّكُمْ
sizin için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
لِكُلِّ
her (karşılığını görecektir)
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱمْرِئٍ
kişi
İsim
Kök: مرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱمْرِئٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنْهُم
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَّا
ne
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
ٱكْتَسَبَ
işledi (ise)
Fiil
Kök: كسب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱكْتَسَبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنَ
günahının
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْإِثْمِ
günahın
İsim
Kök: أثم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِثْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَٱلَّذِى
kimseye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
تَوَلَّىٰ
yüklenen
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
تَوَلَّىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كِبْرَهُۥ
en büyüğünü
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
كِبْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَهُۥ
onun (yalanın)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
عَذَابٌ
bir azab (vardır)
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
عَظِيمٌ
büyük
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
عَظِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

(Peygamber'in eşi hakkında) o yalanı uyduranlar içinizden bir güruhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın, o sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine kazandığı günah karşılığı ceza vardır; içlerinden elebaşılık yapana ise büyük azap vardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Haberiniz olsun ki (Muhammed'in eşine) bu ağır ifki (iftirayı) uyduranlar sizin içinizden bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük saymayın; aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan herbir kişiye, günah olarak ne işlemişse (onun karşılığı ceza) vardır. (Elebaşlılık yapan, bu yüzden de) bu günahın büyüğünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Peygamber’in eşine) o iftirayı atanlar, şüphesiz ki içinizden (küçük) bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük sanmayın; aksine o, sizin için (sonuçta) bir iyiliktir. Onlardan her bir kişiye, günah olarak ne işlemişse (onun karşılığı) vardır. Onlardan bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse (elebaşları) için büyük bir azap vardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Those who brought forward the lie are a body among yourselves: think it not to be an evil to you; On the contrary it is good for you: to every man among them (will come the punishment) of the sin that he earned, and to him who took on himself the lead among them, will be a penalty grievous.

A. Yusuf Alipublic-domain

It was a group from among you that concocted the lie––do not consider it a bad thing for you [people]; it was a good thing––and every one of them will be charged with the sin he has earned. He who took the greatest part in it will have a painful punishment.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Lo! they who spread the slander are a gang among you. Deem it not a bad thing for you; nay, it is good for you. Unto every man of them (will be paid) that which he hath earned of the sin; and as for him among them who had the greater share therein, his will be an awful doom.

M. Pickthallpublic-domain

Indeed, those who came with falsehood are a group among you. Do not think it bad for you; rather, it is good for you. For every person among them is what [punishment] he has earned from the sin, and he who took upon himself the greater portion thereof - for him is a great punishment [i.e., Hellfire].

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إن الذين جاؤوا بأشنع الكذب، وهو اتهام أم المؤمنين عائشة رضي الله عنها بالفاحشة، جماعة منتسبون إليكم - معشر المسلمين- لا تحسبوا قولهم شرًّا لكم، بل هو خير لكم، لما تضمن ذلك مِن تبرئة أم المؤمنين ونزاهتها والتنويه بذكرها، ورفع الدرجات، وتكفير السيئات، وتمحيص المؤمنين. لكل فرد تكلم بالإفك جزاء فعله من الذنب، والذي تحمَّل معظمه، وهو عبد الله بن أُبيِّ ابن سلول كبير المنافقين- لعنه الله- له عذاب عظيم في الآخرة، وهو الخلود في الدرك الأسفل من النار.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?