← Sure 25

25:45

أَلَمْ تَرَ إِلَىٰ رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ ٱلظِّلَّ وَلَوْ شَآءَ لَجَعَلَهُۥ سَاكِنًا ثُمَّ جَعَلْنَا ٱلشَّمْسَ عَلَيْهِ دَلِيلًا

Kelime kelime

أَلَمْ
görmedin mi?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
تَرَ
görseler
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
إِلَىٰ
Rabbini
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
رَبِّكَ
Rabbinin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
كَيْفَ
nasıl?
İsim
Kök: كيف
مَدَّ
uzattı
Fiil
Kök: مدد
Dilbilgisi (i'rab)
مَدَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلظِّلَّ
gölgeyi
İsim
Kök: ظلل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظِّلَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَلَوْ
ve şayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَوْEdatşart
شَآءَ
dileseydi
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَجَعَلَهُۥ
onu yapardı
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
جَعَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
سَاكِنًا
durgun
İsim
Kök: سكن
Dilbilgisi (i'rab)
سَاكِنًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
جَعَلْنَا
kıldık
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱلشَّمْسَ
güneşi
İsim
Kök: شمس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّمْسَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
عَلَيْهِ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
دَلِيلًا
bir delil
İsim
Kök: دلل
Dilbilgisi (i'rab)
دَلِيلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi? Dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra biz güneşi, ona (gölgeye) delil kılmışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Dileseydi onu hareketsiz yapardı. Sonra Güneş'i ona (gölgeye) kılavuz yaptık.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Hast thou not turned thy vision to thy Lord?- How He doth prolong the shadow! If He willed, He could make it stationary! then do We make the sun its guide;

A. Yusuf Alipublic-domain

Do you not see how your Lord lengthens the shade? If He had willed, He could have made it stand still- We made the sun its indicator-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Hast thou not seen how thy Lord hath spread the shade - And if He willed He could have made it still - then We have made the sun its pilot;

M. Pickthallpublic-domain

Have you not considered your Lord - how He extends the shadow, and if He willed, He could have made it stationary? Then We made the sun for it an indication.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ألم تر كيف مدَّ الله الظل من طلوع الفجر إلى طلوع الشمس؟ ولو شاء لجعله ثابتًا مستقرًا لا تزيله الشمس، ثم جعلنا الشمس علامة يُستَدَلُّ بأحوالها على أحواله، ثم تَقَلَّصَ الظل يسيرًا يسيرًا، فكلما ازداد ارتفاع الشمس ازداد نقصانه. وذلك من الأدلة على قدرة الله وعظمته، وأنه وحده المستحق للعبادة دون سواه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?