26:181
۞ أَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُخْسِرِينَ
Kelime kelime
Dilbilgisi (i'rab)
Dilbilgisi (i'rab)
Dilbilgisi (i'rab)
Dilbilgisi (i'rab)
Dilbilgisi (i'rab)
Dilbilgisi (i'rab)
Meal
Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.
Diyanet İşleriall-rights-reserved
"Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın."
Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain
Ölçüyü tastamam yapın; (başkalarının hakkını) eksik verenlerden olmayın!
Mehmet Okuyanall-rights-reserved
"Give just measure, and cause no loss (to others by fraud).
A. Yusuf Alipublic-domain
Give full measure: do not sell others short.
M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved
Give full measure, and be not of those who give less (than the due).
M. Pickthallpublic-domain
Give full measure and do not be of those who cause loss.
Saheeh Internationalall-rights-reserved
قال لهم شعيب- وقد كانوا يُنْقِصون الكيل والميزان-: أتمُّوا الكيل للناس وافيًا لهم، ولا تكونوا ممن يُنْقِصون الناس حقوقهم، وَزِنوا بالميزان العدل المستقيم، ولا تنقصوا الناس شيئًا مِن حقوقهم في كيل أو وزن أو غير ذلك، ولا تكثروا في الأرض الفساد، بالشرك والقتل والنهب وتخويف الناس وارتكاب المعاصي.
Tafsir al-Muyassarfree-distribution