← Sure 27

27:82

۞ وَإِذَا وَقَعَ ٱلْقَوْلُ عَلَيْهِمْ أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَآبَّةً مِّنَ ٱلْأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ أَنَّ ٱلنَّاسَ كَانُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا لَا يُوقِنُونَ

Kelime kelime

وَإِذَا
ve zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
وَقَعَ
geldiği
Fiil
Kök: وقع
Dilbilgisi (i'rab)
وَقَعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْقَوْلُ
söz
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَوْلُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
عَلَيْهِمْ
başlarına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَخْرَجْنَا
çıkarırız
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
أَخْرَجْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَهُمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
دَآبَّةً
bir Dabbe (canlı)
İsim
Kök: دبب
Dilbilgisi (i'rab)
دَآبَّةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
yerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
تُكَلِّمُهُمْ
o onlara söyler
Fiil
Kök: كلم
Dilbilgisi (i'rab)
تُكَلِّمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنَّ
elbetteki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱلنَّاسَ
insanların
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كَانُوا۟
olduklarını
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِـَٔايَٰتِنَا
ayetlerimize
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ـَٔايَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَا
inanmıyor(lar)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُوقِنُونَ
kesin olarak inanan
Fiil
Kök: يقن
Dilbilgisi (i'rab)
يُوقِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Kendilerine söylenmiş olan başlarına geldiği zaman, yerden bir çeşit hayvan çıkarırız ki o, onlara, insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıkların söyler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Söylenen başlarına geleceği vakit, bunlar için yerden bir "dâbbe" (canlı) çıkarırız ki bu, onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlar hakkında o (azap) sözü gerçekleştiği zaman, onlar için yerden bir canlı çıkarmış olacağız ve bu (inkârcı) insanların ayetlerimize kesin bir şekilde inanmamış olduklarını kendilerine söyleyecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And when the Word is fulfilled against them (the unjust), we shall produce from the earth a beast to (face) them: He will speak to them, for that mankind did not believe with assurance in Our Signs.

A. Yusuf Alipublic-domain

When the verdict is given against them, We shall bring a creature out of the earth, which will tell them that people had no faith in Our revelations.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when the word is fulfilled concerning them, We shall bring forth a beast of the earth to speak unto them because mankind had not faith in Our revelations.

M. Pickthallpublic-domain

And when the word [i.e., decree] befalls them, We will bring forth for them a creature from the earth speaking to them, [saying] that the people were, of Our verses, not certain [in faith].

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإذا وجب العذاب عليهم؛ لتماديهم في المعاصي والطغيان، وإعراضهم عن شرع الله وحكمه، حتى صاروا من شرار خلقه، أخرجنا لهم من الأرض في آخر الزمان علامة من علامات الساعة الكبرى، وهي "الدابة"، تحدثهم أن الناس المنكرين للبعث كانوا بالقرآن ومحمد صلى الله عليه وسلم ودينه لا يصدقون ولا يعملون.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?