← Sure 28

28:81

فَخَسَفْنَا بِهِۦ وَبِدَارِهِ ٱلْأَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُۥ مِن فِئَةٍ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُنتَصِرِينَ

Kelime kelime

فَخَسَفْنَا
nihayet batırdık
Fiil
Kök: خسف
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
خَسَفْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِهِۦ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
وَبِدَارِهِ
ve evini barkını
İsim
Kök: دور
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
دَارِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلْأَرْضَ
yere
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
فَمَا
olmadı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كَانَ
ise
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَهُۥ
onun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
مِن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
فِئَةٍ
topluluğu
İsim
Kök: فأي
Dilbilgisi (i'rab)
فِئَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
يَنصُرُونَهُۥ
ona yardım edecek
Fiil
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
يَنصُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِن
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
دُونِ
başka
İsim
Kök: دون
Dilbilgisi (i'rab)
دُونِİsimmecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَمَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كَانَ
değildi
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنَ
kendini kurtaranlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمُنتَصِرِينَ
kendisinine yardım edilen
İsim
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُنتَصِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Sonunda, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı ona yardım edebilecek kimsesi de yoktu; kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Derken biz onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah'a karşı kendisine yardım edecek taraftarları olmadığı gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de değildi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sonunda biz onu da evini de yerin dibine geçirmiştik. Allah’a karşı kendisine yardım edecek grubu da (kimsesi de) yoktu; kendini kurtarabileceklerden de değildi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then We caused the earth to swallow up him and his house; and he had not (the least little) party to help him against Allah, nor could he defend himself.

A. Yusuf Alipublic-domain

We caused the earth to swallow him and his home: he had no one to help him against God, nor could he defend himself.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

So We caused the earth to swallow him and his dwelling-place. Then he had no host to help him against Allah, nor was he of those who can save themselves.

M. Pickthallpublic-domain

And We caused the earth to swallow him and his home. And there was for him no company to aid him other than Allāh, nor was he of those who [could] defend themselves.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فخسفنا بقارون وبداره الأرض، فما كان له من جند ينصرونه من دون الله، وما كان ممتنعًا من الله إذا أحلَّ به نقمته.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?