← Sure 28

28:82

وَأَصْبَحَ ٱلَّذِينَ تَمَنَّوْا۟ مَكَانَهُۥ بِٱلْأَمْسِ يَقُولُونَ وَيْكَأَنَّ ٱللَّهَ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَيَقْدِرُ ۖ لَوْلَآ أَن مَّنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَا لَخَسَفَ بِنَا ۖ وَيْكَأَنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلْكَـٰفِرُونَ

Kelime kelime

وَأَصْبَحَ
ve başladılar
Fiil
Kök: صبح
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَصْبَحَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
ve isteyenler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
تَمَنَّوْا۟
arzu ettiği
Fiil
Kök: مني
Dilbilgisi (i'rab)
تَمَنَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَكَانَهُۥ
onun yerinde olmayı
İsim
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
مَكَانَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
بِٱلْأَمْسِ
dün
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَمْسِİsimeril، mecrûr (genitif)
يَقُولُونَ
demeğe
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَيْكَأَنَّ
vay demek ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
وَيْİsimNV، muzâri (şimdi/geniş)
كَأَنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
يَبْسُطُ
bollaştırıyor
Fiil
Kök: بسط
Dilbilgisi (i'rab)
يَبْسُطُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلرِّزْقَ
rızkı
İsim
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رِّزْقَİsimeril، mansûb (akuzatif)
لِمَن
kimseye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
يَشَآءُ
dilediği
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
يَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنْ
kullarından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
عِبَادِهِۦ
kullarının
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
عِبَادِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَيَقْدِرُ
ve kısıyor
Fiil
Kök: قدر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَقْدِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَوْلَآ
olmasaydı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَوْلَآEdatşart
أَن
lutfetmesi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
مَّنَّ
lutfetti
Fiil
Kök: منن
Dilbilgisi (i'rab)
مَّنَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عَلَيْنَا
bize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَخَسَفَ
yere batırırdı
Fiil
Kök: خسف
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
خَسَفَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِنَا
bizi de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsimzamir، 1. çoğul
وَيْكَأَنَّهُۥ
demekki gerçekten
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
وَيْİsimNV، muzâri (şimdi/geniş)
كَأَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لَا
iflah olmaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُفْلِحُ
iflah
Fiil
Kök: فلح
Dilbilgisi (i'rab)
يُفْلِحُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْكَٰفِرُونَ
kafirler
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَٰفِرُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Daha dün onun yerinde olmayı dileyenler: "Demek Allah kullarından dilediğinin rızkını genişletip bir ölçüye göre veriyor. Eğer Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki inkarcılar başarıya eremezler" demeye başladılar.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler de: "Demek ki Allah kullarından dilediğine rızkı çok da, az da verir. Şayet Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki inkârcılar iflah olmazmış" demeye başladılar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Daha dün onun (Karun’un) yerinde olmayı isteyenler şöyle diyorlardı: “Vay! Demek ki Allah rızkı kullarından dilediğine (layık olana) açarak (bol) da veriyor, kısarak (dar) da. Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de (yerin dibine) geçirirdi. Vay! Demek ki kâfirler kurtulamazmış!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And those who had envied his position the day before began to say on the morrow: "Ah! it is indeed Allah Who enlarges the provision or restricts it, to any of His servants He pleases! had it not been that Allah was gracious to us, He could have caused the earth to swallow us up! Ah! those who reject Allah will assuredly never prosper."

A. Yusuf Alipublic-domain

The next day, those who had, the day before, wished to be in his place exclaimed, ‘Alas [for you, Qarun]! It is God alone who gives what He will, abundantly or sparingly, to whichever He will of His creatures: if God had not been gracious to us, He would have caused the earth to swallow us too.’ Alas indeed! Those who deny the truth will never prosper.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And morning found those who had coveted his place but yesterday crying: Ah, welladay! Allah enlargeth the provision for whom He will of His slaves and straiteneth it (for whom He will). If Allah had not been gracious unto us He would have caused it to swallow us (also). Ah, welladay! the disbelievers never prosper.

M. Pickthallpublic-domain

And those who had wished for his position the previous day began to say, "Oh, how Allāh extends provision to whom He wills of His servants and restricts it! If not that Allāh had conferred favor on us, He would have caused it to swallow us. Oh, how the disbelievers do not succeed!"

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وصار الذين تمنوا حاله بالأمس يقولون متوجعين ومعتبرين وخائفين من وقوع العذاب بهم: إن الله يوسِّع الرزق لمن يشاء من عباده، ويضيِّق على مَن يشاء منهم، لولا أن الله منَّ علينا فلم يعاقبنا على ما قلنا لَخسف بنا كما فعل بقارون، ألم تعلم أنه لا يفلح الكافرون، لا في الدنيا ولا في الآخرة؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?