← Sure 28

28:78

قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلْمٍ عِندِىٓ ۚ أَوَلَمْ يَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ قَدْ أَهْلَكَ مِن قَبْلِهِۦ مِنَ ٱلْقُرُونِ مَنْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَأَكْثَرُ جَمْعًا ۚ وَلَا يُسْـَٔلُ عَن ذُنُوبِهِمُ ٱلْمُجْرِمُونَ

Kelime kelime

قَالَ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
إِنَّمَآ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَآEdatkâffe (mâ)
أُوتِيتُهُۥ
o bana verildi
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أُوتِيFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَلَىٰ
sayesinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
عِلْمٍ
bir bilgi
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عِلْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عِندِىٓ
bende bulunan
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندِİsimmekân zarfı
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
أَوَلَمْ
bilmedi mi ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
وَEdatek bağlaç، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
يَعْلَمْ
bilen
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
أَنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
قَدْ
elbette
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
أَهْلَكَ
helak etmiştir
Fiil
Kök: هلك
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلَكَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِن
kendisinden önceki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِهِۦ
ondan önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنَ
arasıda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْقُرُونِ
kuşaklar
İsim
Kök: قرن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُرُونِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
مَنْ
niceleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنْİsimism-i mevsûl
هُوَ
o
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
أَشَدُّ
daha güçlü
İsim
Kök: شدد
Dilbilgisi (i'rab)
أَشَدُّİsimeril tekil، merfû (nominatif)
مِنْهُ
kendisinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قُوَّةً
kuvvet bakımından
İsim
Kök: قوي
Dilbilgisi (i'rab)
قُوَّةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَأَكْثَرُ
ve daha çok
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَكْثَرُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
جَمْعًا
cemaati bulunan
İsim
Kök: جمع
Dilbilgisi (i'rab)
جَمْعًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يُسْـَٔلُ
sorulmaz
Fiil
Kök: سأل
Dilbilgisi (i'rab)
يُسْـَٔلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
عَن
günahlarından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
ذُنُوبِهِمُ
günahlarımızı
İsim
Kök: ذنب
Dilbilgisi (i'rab)
ذُنُوبِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْمُجْرِمُونَ
suçlulara
İsim
Kök: جرم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُجْرِمُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Karun: "Bu servet ancak, bende mevcut bir ilimden ötürü bana verilmiştir" demişti. Allah'ın, önceleri, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha fazla olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Karun ise: "O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi." demiştir. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helak etmişti. Günahkarlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir).

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Karun ise) “O (servet), bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi!” demişti. Bilmiyor muydu ki Allah kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü ve (maddi) birikimi çok daha fazla olan kişileri elbette helak etmişti. Suçlulara günahları(nın ne olduğu)ndan sorulmaz (bile).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

He said: "This has been given to me because of a certain knowledge which I have." Did he not know that Allah had destroyed, before him, (whole) generations,- which were superior to him in strength and greater in the amount (of riches) they had collected? but the wicked are not called (immediately) to account for their sins.

A. Yusuf Alipublic-domain

but he answered, ‘This wealth was given to me on account of the knowledge I possess.’ Did he not know that God had destroyed many generations before him, who had greater power than him and built up greater wealth? The guilty will not be questioned about their sins.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

He said: I have been given it only on account of knowledge I possess. Knew he not that Allah had destroyed already of the generations before him men who were mightier than him in strength and greater in respect of following? The guilty are not questioned of their sins.

M. Pickthallpublic-domain

He said, "I was only given it because of knowledge I have." Did he not know that Allāh had destroyed before him of generations those who were greater than him in power and greater in accumulation [of wealth]? But the criminals, about their sins, will not be asked.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قال قارون لقومه الذين وعظوه: إنما أُعطيتُ هذه الكنوز بما عندي من العلم والقدرة، أولم يعلم قارون أن الله قد أهلك مِن قبله من الأمم مَن هو أشد منه بطشًا، وأكثر جمعًا للأموال؟ ولا يُسأل عن ذنوبهم المجرمون؛ لعلم الله تعالى بها، إنما يُسْألون سؤال توبيخ وتقرير، ويعاقبهم الله على ما علمه منهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular