← Sure 3

3:117

مَثَلُ مَا يُنفِقُونَ فِى هَـٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَثَلِ رِيحٍ فِيهَا صِرٌّ أَصَابَتْ حَرْثَ قَوْمٍ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَأَهْلَكَتْهُ ۚ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَـٰكِنْ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Kelime kelime

مَثَلُ
durumu
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مَثَلُİsimeril، merfû (nominatif)
مَا
şeylerin (malların)
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
يُنفِقُونَ
harcadıkları
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
يُنفِقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
هَٰذِهِ
şu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذِهِİsimism-i işaret، dişil tekil
ٱلْحَيَوٰةِ
dünya
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَيَوٰةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱلدُّنْيَا
hayatında
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
كَمَثَلِ
benzer
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَثَلِİsimeril، mecrûr (genitif)
رِيحٍ
bir rüzgara
İsim
Kök: روح
Dilbilgisi (i'rab)
رِيحٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فِيهَا
kendisine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
صِرٌّ
dondurucu
İsim
Kök: صرر
Dilbilgisi (i'rab)
صِرٌّİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
أَصَابَتْ
vurup
Fiil
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
أَصَابَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
حَرْثَ
ekinine
İsim
Kök: حرث
Dilbilgisi (i'rab)
حَرْثَİsimeril، mansûb (akuzatif)
قَوْمٍ
bir topluluğun
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
ظَلَمُوٓا۟
zulmeden
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلَمُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنفُسَهُمْ
nefislerine
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَأَهْلَكَتْهُ
onu mahveden
Fiil
Kök: هلك
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَهْلَكَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَمَا
onlara zulmetmedi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
ظَلَمَهُمُ
haksızlık edilmez
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلَمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
وَلَٰكِنْ
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَٰكِنْEdatAMD
أَنفُسَهُمْ
onlar kendi kendilerine
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَظْلِمُونَ
zulmediyorlardı
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
يَظْلِمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Bu dünya hayatında sarfettiklerinin durumu, kendilerine zulmeden kimselerin ekinlerine isabetle kavurup mahveden soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine yazık ettiler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine haksızlık etmiş olan bir toplumun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu rüzgârın durumuna benzer. Onlara Allah haksızlık etmedi fakat onlar kendilerine yazık ediyorlar.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

What they spend in the life of this (material) world May be likened to a wind which brings a nipping frost: It strikes and destroys the harvest of men who have wronged their own souls: it is not Allah that hath wronged them, but they wrong themselves.

A. Yusuf Alipublic-domain

and whatever they give away in this life will be nullified: a frosty wind strikes and destroys the harvest of people who have wronged themselves. It was not God who wronged them; they wronged themselves.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

The likeness of that which they spend in this life of the world is as the likeness of a biting, icy wind which smiteth the harvest of a people who have wronged themselves, and devastateth it. Allah wronged them not, but they do wrong themselves.

M. Pickthallpublic-domain

The example of what they spend in this worldly life is like that of a wind containing frost which strikes the harvest of a people who have wronged themselves [i.e., sinned] and destroys it. And Allāh has not wronged them, but they wrong themselves.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

مَثَلُ ما ينفق الكافرون في وجوه الخير في هذه الحياة الدنيا وما يؤملونه من ثواب، كمثل ريح فيها برد شديد هَبَّتْ على زرع قوم كانوا يرجون خيره، وبسبب ذنوبهم لم تُبْقِ الريح منه شيئًا. وهؤلاء الكافرون لا يجدون في الآخرة ثوابًا، وما ظلمهم الله بذلك، ولكنهم ظلموا أنفسهم بكفرهم وعصيانهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?