← Sure 30

30:38

فَـَٔاتِ ذَا ٱلْقُرْبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلْمِسْكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ ۚ ذَٰلِكَ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ يُرِيدُونَ وَجْهَ ٱللَّهِ ۖ وَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

Kelime kelime

فَـَٔاتِ
o halde ver
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ـَٔاتِFiilemir، 2. tekil eril
ذَا
akrabaya
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَاİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
ٱلْقُرْبَىٰ
akraba
İsim
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُرْبَىٰİsimdişil، merfû (nominatif)
حَقَّهُۥ
hakkını
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
حَقَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَٱلْمِسْكِينَ
ve yoksula
İsim
Kök: سكن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مِسْكِينَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
وَٱبْنَ
ve yolcuya
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱبْنَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلسَّبِيلِ
yoldan
İsim
Kök: سبل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّبِيلِİsimeril، mecrûr (genitif)
ذَٰلِكَ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
خَيْرٌ
daha hayırlıdır
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لِّلَّذِينَ
için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يُرِيدُونَ
isteyenler
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
يُرِيدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَجْهَ
yüzünü (rızasını)
İsim
Kök: وجه
Dilbilgisi (i'rab)
وَجْهَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَأُو۟لَٰٓئِكَ
ve işte
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
هُمُ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلْمُفْلِحُونَ
başarıya erenlerdir
İsim
Kök: فلح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُفْلِحُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Yakınlığı olana, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah'ın rızasını dileyenler için bu daha hayırlıdır. İşte onlar saadete erenlerdir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

O halde akrabaya da hakkını ver, yoksula da, yolcuya da... Bu, Allah'ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır. Kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sen yakınlara, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver! Allah’ın rızasını isteyenler için bu, hayırlı olandır. İşte onlar kurtulanların ta kendileridir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So give what is due to kindred, the needy, and the wayfarer. That is best for those who seek the Countenance, of Allah, and it is they who will prosper.

A. Yusuf Alipublic-domain

So give their due to the near relative, the needy, and the wayfarer- that is best for those whose goal is God’s approval: these are the ones who will prosper.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

So give to the kinsman his due, and to the needy, and to the wayfarer. That is best for those who seek Allah's Countenance. And such are they who are successful.

M. Pickthallpublic-domain

So give the relative his right, as well as the needy and the traveler. That is best for those who desire the face [i.e., approval] of Allāh, and it is they who will be the successful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فأعط -أيها المؤمن- قريبك حقه من الصلة والصدقة وسائر أعمال البر، وأعط الفقير والمحتاج الذي انقطع به السبيل من الزكاة والصدقة، ذلك الإعطاء خير للذين يريدون بعملهم وجه الله، والذين يعملون هذه الأعمال وغيرها من أعمال الخير، أولئك هم الفائزون بثواب الله الناجون مِن عقابه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular