← Sure 34

34:18

وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ ٱلْقُرَى ٱلَّتِى بَـٰرَكْنَا فِيهَا قُرًى ظَـٰهِرَةً وَقَدَّرْنَا فِيهَا ٱلسَّيْرَ ۖ سِيرُوا۟ فِيهَا لَيَالِىَ وَأَيَّامًا ءَامِنِينَ

Kelime kelime

وَجَعَلْنَا
ve var ettik
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بَيْنَهُمْ
onların arasında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَبَيْنَ
ve arasında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ٱلْقُرَى
kentler
İsim
Kök: قري
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُرَىİsimharf-i cer (edat)، mecrûr (genitif)
ٱلَّتِى
bereketlendirdiğimiz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّتِىİsimism-i mevsûl، dişil tekil
بَٰرَكْنَا
bereketlendirdik
Fiil
Kök: برك
Dilbilgisi (i'rab)
بَٰرَكْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فِيهَا
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
قُرًى
kentler
İsim
Kök: قري
Dilbilgisi (i'rab)
قُرًىİsimharf-i cer (edat)، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
ظَٰهِرَةً
açıkça görünen
İsim
Kök: ظهر
Dilbilgisi (i'rab)
ظَٰهِرَةًİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَقَدَّرْنَا
ve takdir ettik
Fiil
Kök: قدر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَدَّرْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فِيهَا
bunlar arasında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
ٱلسَّيْرَ
yürümeyi
İsim
Kök: سير
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّيْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
سِيرُوا۟
yürüyün
Fiil
Kök: سير
Dilbilgisi (i'rab)
سِيرُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِيهَا
oralarda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
لَيَالِىَ
geceleri
İsim
Kök: ليل
Dilbilgisi (i'rab)
لَيَالِىَİsimzaman zarfı، harf-i cer (edat)، mansûb (akuzatif)
وَأَيَّامًا
ve gündüzleri
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَيَّامًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ءَامِنِينَ
güven içinde
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Onlarla, kutlu kıldığımız şehirler arasında, karşıdan karşıya görünen kasabalar var etmiş, oraları gezilecek belirli konak yerleri yapmıştık, "Oralarda geceleri ve gündüzleri güven içinde gezin" demiştik.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz onlarla o bereket verdiğimiz memleketler arasında, sırt sırta şehirler meydana getirmiştik. Ve onlar da muntazam gidiş geliş düzenledik. (Onlara): Buralarda gecelerce ve gündüzlerce emniyet içinde gezip yürüyün (dedik).

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlar(ın yurdu) ile kendilerini bereketlendirdiğimiz şehirler arasında, kolayca görünen şehirler var etmiş ve bunlar arasında (kolayca) yürümelerini (seyahat etmelerini) mümkün kılmıştık. (Onlara) “Oralarda geceleri ve gündüzleri güven içinde yürüyün!" (seyahat edin! demiştik). Sebe'

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Between them and the Cities on which We had poured our blessings, We had placed Cities in prominent positions, and between them We had appointed stages of journey in due proportion: "Travel therein, secure, by night and by day."

A. Yusuf Alipublic-domain

Also, We had placed, between them and the towns We had blessed, other towns within sight of one another to which they could travel easily- ‘ Travel safely in this land by night and by day’-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And We set, between them and the towns which We had blessed, towns easy to be seen, and We made the stage between them easy, (saying): Travel in them safely both by night and day.

M. Pickthallpublic-domain

And We placed between them and the cities which We had blessed [many] visible cities. And We determined between them the [distances of] journey, [saying], "Travel between them by night or by day in safety."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وجعلنا بين أهل "سبأ" -وهم "باليمن"- والقرى التي باركنا فيها -وهي "الشام"- مُدنًا متصلة يُرى بعضها من بعض، وجعلنا السير فيها سيرًا مقدَّرًا من منزل إلى منزل لا مشقة فيه، وقلنا لهم: سيروا في تلك القرى في أيِّ وقت شئتم من ليل أو نهار، آمنين لا تخافون عدوًّا، ولا جوعًا ولا عطشًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?