← Sure 34

34:19

فَقَالُوا۟ رَبَّنَا بَـٰعِدْ بَيْنَ أَسْفَارِنَا وَظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَجَعَلْنَـٰهُمْ أَحَادِيثَ وَمَزَّقْنَـٰهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ

Kelime kelime

فَقَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَبَّنَا
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بَٰعِدْ
uzaklaştır
Fiil
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَٰعِدْFiilemir، 2. tekil eril
بَيْنَ
arasını
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
أَسْفَارِنَا
seferlerimizin
İsim
Kök: سفر
Dilbilgisi (i'rab)
أَسْفَارِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَظَلَمُوٓا۟
ve zulmettiler
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ظَلَمُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنفُسَهُمْ
kendilerine
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَجَعَلْنَٰهُمْ
biz de onları çevirdik
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَحَادِيثَ
efsanelere
İsim
Kök: حدث
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَادِيثَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
وَمَزَّقْنَٰهُمْ
onları darmadağın ettik
Fiil
Kök: مزق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَزَّقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كُلَّ
hepsini
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
مُمَزَّقٍ
parçalayarak
İsim
Kök: مزق
Dilbilgisi (i'rab)
مُمَزَّقٍİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
فِى
vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ذَٰلِكَ
bunda
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
لَءَايَٰتٍ
ibretler
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
ءَايَٰتٍİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
لِّكُلِّ
herkes için
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
صَبَّارٍ
sabreden
İsim
Kök: صبر
Dilbilgisi (i'rab)
صَبَّارٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
شَكُورٍ
şükreden
İsim
Kök: شكر
Dilbilgisi (i'rab)
شَكُورٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Ama onlar: "Rabbimiz! Yolculuklarımızın mesafesini uzak kıl" deyip kendilerine yazık ettiler. Biz de onları efsane yapıverdik, darmadağın ettik. Doğrusu bunlarda, pek sabreden ve çok şükreden kimseler için dersler vardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Buna karşı onlar: "Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır" dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve tamamen didik didik dağıttık. Şüphesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ibretler vardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Bunun üzerine) “Rabbimiz! Seferlerimizin (yolculuk yaptığımız şehirlerin) arasını uzaklaştır!” demişler ve kendilerine yazık etmişlerdi. (Biz de) onları sözlere (ibretlik anılara) çevirmiş ve onları tamamen parçalamıştık. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için dersler vardır. Sebe'

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But they said: "Our Lord! Place longer distances between our journey-stages": but they wronged themselves (therein). At length We made them as a tale (that is told), and We dispersed them all in scattered fragments. Verily in this are Signs for every (soul that is) patiently constant and grateful.

A. Yusuf Alipublic-domain

but [still] they complained, ‘Our Lord has made the distance between our staging posts so long!’They wronged themselves and, in the end, We made their fate a byword, and scattered them in countless fragments. There truly are signs in this for every patient, thankful person.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

But they said: Our Lord! Make the stage between our journeys longer. And they wronged themselves, therefore We made them bywords (in the land) and scattered them abroad, a total scattering. Lo! herein verily are portents for each steadfast, grateful (heart).

M. Pickthallpublic-domain

But [insolently] they said, "Our Lord, lengthen the distance between our journeys," and wronged themselves, so We made them narrations and dispersed them in total dispersion. Indeed in that are signs for everyone patient and grateful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فبطغيانهم ملُّوا الراحة والأمن ورغد العيش، وقالوا: ربنا اجعل قُرانا متباعدة؛ ليبعد سفرنا بينها، فلا نجد قرى عامرة في طريقنا، وظلموا أنفسهم بكفرهم فأهلكناهم، وجعلناهم عبرًا وأحاديث لمن يأتي بعدهم، وفَرَّقناهم كل تفريق وخربت بلادهم، إن فيما حل "بسبأ" لَعبرة لكل صبَّار على المكاره والشدائد، شكور لنعم الله تعالى.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?