← Sure 35

35:8

أَفَمَن زُيِّنَ لَهُۥ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ فَرَءَاهُ حَسَنًا ۖ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۖ فَلَا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَرَٰتٍ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا يَصْنَعُونَ

Kelime kelime

أَفَمَن
kimse (de) mi?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
فَEdatek bağlaç، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
زُيِّنَ
süslendirilen
Fiil
Kök: زين
Dilbilgisi (i'rab)
زُيِّنَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
لَهُۥ
kendisine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
سُوٓءُ
kötü
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سُوٓءُİsimeril، merfû (nominatif)
عَمَلِهِۦ
işi
İsim
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
عَمَلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَرَءَاهُ
ve onu gören
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
رَءَاFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
حَسَنًا
güzel
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
حَسَنًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَإِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
يُضِلُّ
sapıklık içinde bırakır
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
يُضِلُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مَن
kimseyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
يَشَآءُ
dilediği
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
يَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
وَيَهْدِى
ve yola iletir
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَهْدِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مَن
kimseyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
يَشَآءُ
dilediği
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
يَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
فَلَا
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تَذْهَبْ
gitmesin
Fiil
Kök: ذهب
Dilbilgisi (i'rab)
تَذْهَبْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
نَفْسُكَ
canın
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسُİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
عَلَيْهِمْ
onlar için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حَسَرَٰتٍ
hasretlere
İsim
Kök: حسر
Dilbilgisi (i'rab)
حَسَرَٰتٍİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
عَلِيمٌۢ
biliyor
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِيمٌۢİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
بِمَا
şeyleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
يَصْنَعُونَ
onların yaptıkları
Fiil
Kök: صنع
Dilbilgisi (i'rab)
يَصْنَعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Kötü işi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse, kötülüğü hiç işlemeyene benzer mi? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Artık onlara üzülerek kendini harabetme; Allah onların yaptıklarını şüphesiz bilir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ya kötü ameli kendisine allanmış pullanmış da onu güzel görmüş olan kimse de mi (iman edip salih amel işleyenler gibi olacak)? Şüphe yok ki Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de doğru yola çıkarır. O halde canın onlara karşı hasretlerle (üzüntülerle) sıkılıp gitmesin. Çünkü Allah, onların bütün yaptıklarını bilir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İşinin kötülüğü kendisine süslü gösterilip onu güzel gören kişi (diğerleri gibi olur mu)! Şüphesiz ki Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır (sapkınlığını onaylar), dileyeni (layık gördüğünü) de doğru yola ulaştırır. Onlar için üzülerek kendini perişan etme! Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını bilendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Is he, then, to whom the evil of his conduct is made alluring, so that he looks upon it as good, (equal to one who is rightly guided)? For Allah leaves to stray whom He wills, and guides whom He wills. So let not thy soul go out in (vainly) sighing after them: for Allah knows well all that they do!

A. Yusuf Alipublic-domain

What about those whose evil deeds are made alluring to them so that they think they are good? God leaves whoever He will to stray and guides whoever He will. [Prophet], do not waste your soul away with regret for them: God knows exactly what they do.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Is he, the evil of whose deeds is made fairseeming unto him so that he deemeth it good, (other than Satan's dupe)? Allah verily sendeth whom He will astray, and guideth whom He will; so let not thy soul expire in sighings for them. Lo! Allah is Aware of what they do!

M. Pickthallpublic-domain

Then is one to whom the evil of his deed has been made attractive so he considers it good [like one rightly guided]? For indeed, Allāh sends astray whom He wills and guides whom He wills. So do not let yourself perish over them in regret. Indeed, Allāh is Knowing of what they do.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

أفمن حسَّن له الشيطان أعماله السيئة من معاصي الله والكفر وعبادة ما دونه من الآلهة والأوثان فرآه حسنًا جميلا كمَن هداه الله تعالى، فرأى الحسن حسنًا والسيئ سيئًا؟ فإن الله يضل من يشاء من عباده، ويهدي من يشاء، فلا تُهْلك نفسك حزنًا على كفر هؤلاء الضالين، إن الله عليم بقبائحهم وسيجازيهم عليها أسوأ الجزاء.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?