← Sure 38

38:36

فَسَخَّرْنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجْرِى بِأَمْرِهِۦ رُخَآءً حَيْثُ أَصَابَ

Kelime kelime

فَسَخَّرْنَا
biz boyun eğdirdik
Fiil
Kök: سخر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
سَخَّرْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَهُ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلرِّيحَ
rüzgarı
İsim
Kök: روح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رِّيحَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
تَجْرِى
eserdi
Fiil
Kök: جري
Dilbilgisi (i'rab)
تَجْرِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
بِأَمْرِهِۦ
onun buyruğuyla
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَمْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
رُخَآءً
tatlı tatlı
İsim
Kök: رخو
Dilbilgisi (i'rab)
رُخَآءًİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
حَيْثُ
yere
İsim
Kök: حيث
Dilbilgisi (i'rab)
حَيْثُİsimmekân zarfı
أَصَابَ
istediği
Fiil
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
أَصَابَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril

Meal

TR

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bunun üzerine O’nun (Allah’ın) emriyle istediği yere yumuşakça akan rüzgârı hizmetine vermiştik.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then We subjected the wind to his power, to flow gently to his order, Whithersoever he willed,-

A. Yusuf Alipublic-domain

So We gave him power over the wind, which at his request ran gently wherever he willed,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

So We made the wind subservient unto him, setting fair by his command whithersoever he intended.

M. Pickthallpublic-domain

So We subjected to him the wind blowing by his command, gently, wherever he directed,

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولقد ابتلينا سليمان وألقينا على كرسيه شق وَلَد، وُلِد له حين أقسم ليطوفنَّ على نسائه، وكلهن تأتي بفارس يجاهد في سبيل الله، ولم يقل: إن شاء الله، فطاف عليهن جميعًا، فلم تحمل منهن إلا امرأة واحدة جاءت بشق ولد، ثم رجع سليمان إلى ربه وتاب، قال: رب اغفر لي ذنبي، وأعطني ملكًا عظيمًا خاصًا لا يكون مثله لأحد من البشر بعدي، إنك- سبحانك- كثير الجود والعطاء. فاستجبنا له، وذللنا الريح تجري بأمره طيِّعة مع قوتها وشدتها حيث أراد.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution