← Sure 4

4:164

وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَـٰهُمْ عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَرُسُلًا لَّمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ ۚ وَكَلَّمَ ٱللَّهُ مُوسَىٰ تَكْلِيمًا

Kelime kelime

وَرُسُلًا
ve elçilere
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رُسُلًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
قَدْ
elbette
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
قَصَصْنَٰهُمْ
anlattığımız
Fiil
Kök: قصص
Dilbilgisi (i'rab)
قَصَصْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مِن
daha önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلُ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلُİsimmecrûr (genitif)
وَرُسُلًا
ve elçilere
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رُسُلًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّمْ
anlatmadığımız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
نَقْصُصْهُمْ
anlatıyoruz
Fiil
Kök: قصص
Dilbilgisi (i'rab)
نَقْصُصْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَكَلَّمَ
ve konuşmuştu
Fiil
Kök: كلم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
كَلَّمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
مُوسَىٰ
Musa'ya
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مُوسَىٰİsimözel isim، eril، mansûb (akuzatif)
تَكْلِيمًا
sözle
İsim
Kök: كلم
Dilbilgisi (i'rab)
تَكْلِيمًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Peygamberlerden sonra, insanların Allah'a karşı bir hüccetleri olmaması için, gönderilen müjdeci ve uyarıcı peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık. Allah, Musa'ya hitabetmişti. Allah güçlüdür, Hakim'dir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Daha önce sana anlattığımız peygamberlerle, anlatmadığımız başka peygamberlere de (vahyettik). Ve Allah Musa ile de konuştu.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Daha önce sana kıssasını anlattığımız elçilere de kıssasını sana anlatmadığımız elçilere de (vahy etmiştik). Allah Musa’ya da tam anlamıyla konuşmuştu.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Of some messengers We have already told thee the story; of others We have not;- and to Moses Allah spoke direct;-

A. Yusuf Alipublic-domain

to other messengers We have already mentioned to you, and also to some We have not. To Moses God spoke directly.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And messengers We have mentioned unto thee before and messengers We have not mentioned unto thee; and Allah spake directly unto Moses;

M. Pickthallpublic-domain

And [We sent] messengers about whom We have related [their stories] to you before and messengers about whom We have not related to you. And Allāh spoke to Moses with [direct] speech.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وأرسلنا رسلا قد قصصناهم عليك في القرآن من قبل هذه الآية، ورسلا لم نقصصهم عليك لحكمة أردناها. وكلم الله موسى تكليمًا؛ تشريفًا له بهذه الصفة. وفي هذه الآية الكريمة، إثبات صفة الكلام لله -تعالى- كما يليق بجلاله، وأنه سبحانه كلم نبيه موسى -عليه السلام- حقيقة بلا وساطة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?