← Sure 4

4:65

فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتَّىٰ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لَا يَجِدُوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا

Kelime kelime

فَلَا
hayır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
وَرَبِّكَ
Rabin hakkı için
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لَا
olmazlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُؤْمِنُونَ
inanmış
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حَتَّىٰ
seni hakem yaparak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
يُحَكِّمُوكَ
seni hakem yapıyorlar
Fiil
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
يُحَكِّمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فِيمَا
işlerde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
مَاİsimism-i mevsûl
شَجَرَ
çekişmeli
Fiil
Kök: شجر
Dilbilgisi (i'rab)
شَجَرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بَيْنَهُمْ
aralarında çıkan
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ثُمَّ
sonra da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
لَا
bulunmadan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَجِدُوا۟
bulamadılar
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
يَجِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِىٓ
içlerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
أَنفُسِهِمْ
kendilerinin
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حَرَجًا
bir burukluk
İsim
Kök: حرج
Dilbilgisi (i'rab)
حَرَجًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّمَّا
senin verdiğin hükme
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
قَضَيْتَ
hükmettiği
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
قَضَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَيُسَلِّمُوا۟
ve teslim olmadıkça
Fiil
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُسَلِّمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
تَسْلِيمًا
tam bir teslimiyetle
İsim
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
تَسْلِيمًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Hayır; Rabb'ine and olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip, sonra senin verdiğin hükmü içlerinde bir sıkıntı duymadan tamamen kabul etmedikçe inanmış olmazlar.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hayır! Rabbine andolsun ki iş bildikleri gibi değil, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olamazlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hayır (onların yaptığı doğru değildir); Rabbine yemin olsun: Aralarında çıkan anlaşmazlık hakkında seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tamamen kabulleninceye kadar iman etmiş olmazlar.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But no, by the Lord, they can have no (real) Faith, until they make thee judge in all disputes between them, and find in their souls no resistance against Thy decisions, but accept them with the fullest conviction.

A. Yusuf Alipublic-domain

By your Lord, they will not be true believers until they let you decide between them in all matters of dispute, and find no resistance in their souls to your decisions, accepting them totally-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

But nay, by thy Lord, they will not believe (in truth) until they make thee judge of what is in dispute between them and find within themselves no dislike of that which thou decidest, and submit with full submission.

M. Pickthallpublic-domain

But no, by your Lord, they will not [truly] believe until they make you, [O Muḥammad], judge concerning that over which they dispute among themselves and then find within themselves no discomfort from what you have judged and submit in [full, willing] submission.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

أقسم الله تعالى بنفسه الكريمة أن هؤلاء لا يؤمنون حقيقة حتى يجعلوك حكمًا فيما وقع بينهم من نزاع في حياتك، ويتحاكموا إلى سنتك بعد مماتك، ثم لا يجدوا في أنفسهم ضيقًا مما انتهى إليه حكمك، وينقادوا مع ذلك انقيادًا تاماً، فالحكم بما جاء به رسول الله صلى الله عليه وسلم من الكتاب والسنة في كل شأن من شؤون الحياة من صميم الإيمان مع الرضا والتسليم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?