← Sure 4

4:64

وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا لِيُطَاعَ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ جَآءُوكَ فَٱسْتَغْفَرُوا۟ ٱللَّهَ وَٱسْتَغْفَرَ لَهُمُ ٱلرَّسُولُ لَوَجَدُوا۟ ٱللَّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا

Kelime kelime

وَمَآ
biz göndermedik
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَآEdatolumsuzluk
أَرْسَلْنَا
gönderdik
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
أَرْسَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
رَّسُولٍ
elçiyi
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رَّسُولٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
إِلَّا
başka bir amaçla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
لِيُطَاعَ
ita'at edilmekten
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يُطَاعَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بِإِذْنِ
izniyle
İsim
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
إِذْنِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَلَوْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَوْEdatşart
أَنَّهُمْ
onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِذ
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذİsimzaman zarfı
ظَّلَمُوٓا۟
zulmettikleri
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَّلَمُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنفُسَهُمْ
kendilerine
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
جَآءُوكَ
sana gelseler
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فَٱسْتَغْفَرُوا۟
bağışlanma dileseler
Fiil
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱسْتَغْفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَٱسْتَغْفَرَ
ve bağışlanmasını dileseydi
Fiil
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱسْتَغْفَرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَهُمُ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلرَّسُولُ
Elçi
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّسُولُİsimeril، merfû (nominatif)
لَوَجَدُوا۟
elbette bulurlardı
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
وَجَدُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'ı
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
تَوَّابًا
affedici
İsim
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
تَوَّابًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
رَّحِيمًا
merhametli
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
رَّحِيمًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itaat olunması için gönderdik. Onlar, kendilerine yazık ettiklerinde, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve Peygamber de onlara mağfiret dileseydi, Allah'ın tevbeleri daima kabul ve merhamet eden olduğunu görürlerdi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz hangi peygamberi gönderdikse, sırf Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve Resul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Biz her elçiyi –Allah’ın buyruğu gereği– ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Onlar kendilerine haksızlık ettikleri zaman sana gelselerdi de Allah’tan bağışlanma dileselerdi, Elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, Allah’ı, tevbeleri çok kabul edici, çok merhametli bulurlardı.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We sent not a messenger, but to be obeyed, in accordance with the will of Allah. If they had only, when they were unjust to themselves, come unto thee and asked Allah's forgiveness, and the Messenger had asked forgiveness for them, they would have found Allah indeed Oft-returning, Most Merciful.

A. Yusuf Alipublic-domain

All the messengers We sent were meant to be obeyed, by God’s leave. If only [the hypocrites] had come to you [Prophet] when they wronged themselves, and begged God’s forgiveness, and the Messenger had asked forgiveness for them, they would have found that God accepts repentance and is most merciful.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

We sent no messenger save that he should be obeyed by Allah's leave. And if, when they had wronged themselves, they had but come unto thee and asked forgiveness of Allah, and asked forgiveness of the messenger, they would have found Allah Forgiving, Merciful.

M. Pickthallpublic-domain

And We did not send any messenger except to be obeyed by permission of Allāh. And if, when they wronged themselves, they had come to you, [O Muḥammad], and asked forgiveness of Allāh and the Messenger had asked forgiveness for them, they would have found Allāh Accepting of Repentance and Merciful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وما بعَثْنَا من رسول من رسلنا، إلا ليستجاب له، بأمر الله تعالى وقضائه. ولو أن هؤلاء الذين ظلموا أنفسهم باقتراف السيئات، جاؤوك -أيها الرسول- في حياتك تائبين سائلين الله أن يغفر لهم ذنوبهم، واستغفرت لهم، لوجدوا الله توابًا رحيمًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?