← Sure 4

4:83

وَإِذَا جَآءَهُمْ أَمْرٌ مِّنَ ٱلْأَمْنِ أَوِ ٱلْخَوْفِ أَذَاعُوا۟ بِهِۦ ۖ وَلَوْ رَدُّوهُ إِلَى ٱلرَّسُولِ وَإِلَىٰٓ أُو۟لِى ٱلْأَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ ٱلَّذِينَ يَسْتَنۢبِطُونَهُۥ مِنْهُمْ ۗ وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ لَٱتَّبَعْتُمُ ٱلشَّيْطَـٰنَ إِلَّا قَلِيلًا

Kelime kelime

وَإِذَا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
جَآءَهُمْ
onlara gelse
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَمْرٌ
bir haber
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنَ
(dair)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَمْنِ
güvene
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَمْنِİsimeril، mecrûr (genitif)
أَوِ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوِEdatatıf bağlacı
ٱلْخَوْفِ
korkuya
İsim
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَوْفِİsimeril، mecrûr (genitif)
أَذَاعُوا۟
yayarlar
Fiil
Kök: ذيع
Dilbilgisi (i'rab)
أَذَاعُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهِۦ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
وَلَوْ
halbuki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَوْEdatşart
رَدُّوهُ
onu götürselerdi
Fiil
Kök: ردد
Dilbilgisi (i'rab)
رَدُّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَى
Elçi'ye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلرَّسُولِ
Elçiye
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّسُولِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَإِلَىٰٓ
ve sahiplerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أُو۟لِى
sahibi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لِىİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
ٱلْأَمْرِ
buyruk
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَمْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
مِنْهُمْ
aralarındaki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَعَلِمَهُ
bilirlerdi
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
عَلِمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَسْتَنۢبِطُونَهُۥ
işin içyüzünü araştıran(lar)
Fiil
Kök: نبط
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَنۢبِطُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنْهُمْ
onun ne olduğunu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَلَوْلَا
eğer olmasaydı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَوْلَاEdatşart
فَضْلُ
lutfu
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
فَضْلُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
عَلَيْكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَرَحْمَتُهُۥ
ve rahmeti
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَحْمَتُİsimdişil، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لَٱتَّبَعْتُمُ
uyardınız
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
ٱتَّبَعْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلشَّيْطَٰنَ
şeytana
İsim
Kök: شطن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّيْطَٰنَİsimözel isim، eril، mansûb (akuzatif)
إِلَّا
hariç
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
قَلِيلًا
pek azınız
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu yayarlar; halbuki o haberi Peygamber'e veya kendilerinden buyruk sahibi olanlara götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya kadir olanlar onu bilirdi. Allah'ın size bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, pek azınız bir yana, şeytana uyardınız.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınız.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar. (Oysa) onu, Elçi'ye veya aralarında yetki sahibi kişilere götürselerdi, onların arasından işin içyüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi. Allah’ın size bol lütfu ve merhameti olmasaydı, azınız hariç elbette şeytana uyardınız.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When there comes to them some matter touching (Public) safety or fear, they divulge it. If they had only referred it to the Messenger, or to those charged with authority among them, the proper investigators would have Tested it from them (direct). Were it not for the Grace and Mercy of Allah unto you, all but a few of you would have fallen into the clutches of Satan.

A. Yusuf Alipublic-domain

Whenever news of any matter comes to them, whether concerning peace or war, they spread it about; if they referred it to the Messenger and those in authority among them, those seeking its meaning would have found it out from them. If it were not for God’s bounty and mercy towards you, you would almost all have followed Satan.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And if any tidings, whether of safety or fear, come unto them, they noise it abroad, whereas if they had referred it to the messenger and to such of them as are in authority, those among them who are able to think out the matter would have known it. If it had not been for the grace of Allah upon you and His mercy ye would have followed Satan, save a few (of you).

M. Pickthallpublic-domain

And when there comes to them something [i.e., information] about [public] security or fear, they spread it around. But if they had referred it back to the Messenger or to those of authority among them, then the ones who [can] draw correct conclusions from it would have known about it. And if not for the favor of Allāh upon you and His mercy, you would have followed Satan, except for a few.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإذا جاء هؤلاء الذين لم يستقر الإيمان في قلوبهم أمْرٌ يجب كتمانه متعلقًا بالأمن الذي يعود خيره على الإسلام والمسلمين، أو بالخوف الذي يلقي في قلوبهم عدم الاطمئنان، أفشوه وأذاعوا به في الناس، ولو ردَّ هؤلاء ما جاءهم إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم وإلى أهل العلم والفقه لَعَلِمَ حقيقة معناه أهل الاستنباط منهم. ولولا أنْ تَفَضَّلَ الله عليكم ورحمكم لاتبعتم الشيطان ووساوسه إلا قليلا منكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?