← Sure 4

4:9

وَلْيَخْشَ ٱلَّذِينَ لَوْ تَرَكُوا۟ مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَـٰفًا خَافُوا۟ عَلَيْهِمْ فَلْيَتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلْيَقُولُوا۟ قَوْلًا سَدِيدًا

Kelime kelime

وَلْيَخْشَ
kaygı duyanlar
Fiil
Kök: خشي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لْEdatemir، ön ek
يَخْشَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
şayet
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
لَوْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَوْEdatşart
تَرَكُوا۟
bırakırlarsa
Fiil
Kök: ترك
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَكُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِنْ
arkalarında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
خَلْفِهِمْ
arkalarından
İsim
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
خَلْفِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ذُرِّيَّةً
çocuklar
İsim
Kök: ذرر
Dilbilgisi (i'rab)
ذُرِّيَّةًİsimnekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ضِعَٰفًا
güçsüz
İsim
Kök: ضعف
Dilbilgisi (i'rab)
ضِعَٰفًاİsimmasdar (isim-fiil)، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
خَافُوا۟
çekinsinler
Fiil
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
خَافُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَيْهِمْ
onların durumundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَلْيَتَّقُوا۟
korksunlar
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لْEdatemir، ön ek
يَتَّقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَلْيَقُولُوا۟
ve söylesinler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لْEdatemir، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَوْلًا
söz
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْلًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
سَدِيدًا
doğru
İsim
Kök: سدد
Dilbilgisi (i'rab)
سَدِيدًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Arkalarında cılız çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar, haksızlık yapmaktan korksunlar; dürüst söz söylesinler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onların geleceğinden endişe duyacak olanlar, (yetimler hakkında da aynı) endişeyi duysunlar, Allah'dan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Geriye gücü yetmez nesiller bıraktıkları takdirde (hâlleri ne olur) diye endişe edenler, (yetimlere haksızlık etmekten de) korkup titresinler! Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olsunlar ve doğru söz söylesinler!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Let those (disposing of an estate) have the same fear in their minds as they would have for their own if they had left a helpless family behind: Let them fear Allah, and speak words of appropriate (comfort).

A. Yusuf Alipublic-domain

Let those who would fear for the future of their own helpless children, if they were to die, show the same concern [for orphans]; let them be mindful of God and speak out for justice.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And let those fear (in their behaviour toward orphans) who if they left behind them weak offspring would be afraid for them. So let them mind their duty to Allah, and speak justly.

M. Pickthallpublic-domain

And let those [executors and guardians] fear [injustice] as if they [themselves] had left weak offspring behind and feared for them. So let them fear Allāh and speak words of appropriate justice.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولْيَخَفِ الذين لو ماتوا وتركوا من خلفهم أبناء صغارًا ضعافًا خافوا عليهم الظلم والضياع، فليراقبوا الله فيمن تحت أيديهم من اليتامى وغيرهم، وذلك بحفظ أموالهم، وحسن تربيتهم، ودَفْع الأذى عنهم، وليقولوا لهم قولا موافقا للعدل والمعروف.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?