← Sure 40

40:56

إِنَّ ٱلَّذِينَ يُجَـٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَـٰنٍ أَتَىٰهُمْ ۙ إِن فِى صُدُورِهِمْ إِلَّا كِبْرٌ مَّا هُم بِبَـٰلِغِيهِ ۚ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ

Kelime kelime

إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يُجَٰدِلُونَ
tartışan(lar)
Fiil
Kök: جدل
Dilbilgisi (i'rab)
يُجَٰدِلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِىٓ
hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
ءَايَٰتِ
ayetleri
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَايَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
بِغَيْرِ
olmadan
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
غَيْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
سُلْطَٰنٍ
(hiçbir) delil
İsim
Kök: سلط
Dilbilgisi (i'rab)
سُلْطَٰنٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَتَىٰهُمْ
kendilerine gelen
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِن
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatolumsuzluk
فِى
onların göğüslerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
صُدُورِهِمْ
göğüslerin
İsim
Kök: صدر
Dilbilgisi (i'rab)
صُدُورِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
başka bir şey
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
كِبْرٌ
büyüklük (taslamaktan)
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
كِبْرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مَّا
onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاEdatolumsuzluk
هُم
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمİsimzamir، 3. çoğul eril
بِبَٰلِغِيهِ
erişemeyecekleri
İsim
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
بَٰلِغِيİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَٱسْتَعِذْ
sen sığın
Fiil
Kök: عوذ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱسْتَعِذْFiilemir، 2. tekil eril
بِٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
إِنَّهُۥ
çünkü O
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
هُوَ
O'dur
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلسَّمِيعُ
işiten
İsim
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمِيعُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
ٱلْبَصِيرُ
gören
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَصِيرُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Allah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelen bir delil olmadan tartışanların gönüllerinde, ulaşamayacakları bir büyüklenme vardır. Sen Allah'a sığın. O şüphesiz işitendir, görendir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında mücadele edenlerin göğüslerinde ancak yetişemeyecekleri bir kibir vardır. Sen hemen Allah'a sığın. Çünkü her şeyi işiten ve gören O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Şüphesiz ki kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadığı hâlde Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenler var ya, onların göğüslerinde (kalplerinde), asla ulaşamayacakları bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Sen Allah’a sığın! Şüphesiz ki -O’dur O- duyan; gören.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Those who dispute about the signs of Allah without any authority bestowed on them,- there is nothing in their breasts but (the quest of) greatness, which they shall never attain to: seek refuge, then, in Allah: It is He Who hears and sees (all things).

A. Yusuf Alipublic-domain

As for those who, with no authority to do so, dispute God’s messages, there is nothing in their hearts but a thirst for a greatness they will never attain. Seek refuge in God, for He is the All Hearing, the All Seeing.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Lo! those who wrangle concerning the revelations of Allah without a warrant having come unto them, there is naught else in their breasts save pride which they will never attain. So take thou refuge in Allah. Lo! He, only He, is the Hearer, the Seer.

M. Pickthallpublic-domain

Indeed, those who dispute concerning the signs of Allāh without [any] evidence having come to them - there is not within their breasts except pride, [the extent of] which they cannot reach. So seek refuge in Allāh. Indeed, it is He who is the Hearing, the Seeing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إن الذين يدفعون الحق بالباطل، ويردُّون الحجج الصحيحة بالشُّبَه الفاسدة بلا برهان ولا حجة من الله، ليس في صدور هؤلاء إلا تكبر عن الحق؛ حسدًا منهم على الفضل الذي آتاه الله نبيه، وكرامة النبوة التي أكرمه بها، وهو أمر ليسوا بمدركيه ولا نائليه، فاعتصم بالله من شرهم؛ إنه هو السميع لأقوالهم، البصير بأفعالهم، وسيجازيهم عليها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?