← Sure 40

40:9

وَقِهِمُ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ۚ وَمَن تَقِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُۥ ۚ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

Kelime kelime

وَقِهِمُ
ve onları koru
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قِFiilemir، 2. tekil eril
هِمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
kötülüklerden
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّيِّـَٔاتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
وَمَن
ve kimi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimşart
تَقِ
sen korursan
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
تَقِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
kötülüklerden
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّيِّـَٔاتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
يَوْمَئِذٍ
o gün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمَİsimzaman zarfı
ئِذٍİsimzaman zarfı
فَقَدْ
elbette
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
رَحِمْتَهُۥ
ona acımışsındır
Fiil
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
رَحِمْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَذَٰلِكَ
ve işte budur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
هُوَ
o
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلْفَوْزُ
başarı
İsim
Kök: فوز
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فَوْزُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلْعَظِيمُ
büyük
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَظِيمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

"Onları kötülüklerden koru! O gün kötülüklerden kimi korursan, ona şüphesiz rahmet etmiş olursun. Bu büyük kurtuluştur."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

"Onları fenalıklardan koru. Sen her kimi fenalıklardan korursan, o gün muhakkak onu rahmetinle yarlığamışsındır. İşte asıl büyük kurtuluş da budur."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onları kötülüklerden koru! O gün sen kimi kötülüklerden korursan elbette ona merhamet etmişsindir. Asıl büyük kurtuluş işte budur.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"And preserve them from (all) ills; and any whom Thou dost preserve from ills that Day,- on them wilt Thou have bestowed Mercy indeed: and that will be truly (for them) the highest Achievement".

A. Yusuf Alipublic-domain

Protect them from all evil deeds: those You protect on that Day from [the punishment for] evil deeds will receive Your mercy- that is the supreme triumph.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And ward off from them ill-deeds; and he from whom Thou wardest off ill-deeds that day, him verily hast Thou taken into mercy. That is the supreme triumph.

M. Pickthallpublic-domain

And protect them from the evil consequences [of their deeds]. And he whom You protect from evil consequences that Day - You will have given him mercy. And that is the great attainment."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واصرف عنهم سوء عاقبة سيئاتهم، فلا تؤاخذهم بها، ومن تصْرِف عنه السيئات يوم الحساب فقد رحمته، وأنعمت عليه بالنجاة من عذابك، وذلك هو الظَّفَر العظيم الذي لا فوز مثله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?