← Sure 41

41:17

وَأَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَـٰهُمْ فَٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْعَمَىٰ عَلَى ٱلْهُدَىٰ فَأَخَذَتْهُمْ صَـٰعِقَةُ ٱلْعَذَابِ ٱلْهُونِ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

Kelime kelime

وَأَمَّا
gelince
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَمَّاEdatEXL
ثَمُودُ
Semud(kavmin)e
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ثَمُودُİsimözel isim، merfû (nominatif)
فَهَدَيْنَٰهُمْ
onlara yol gösterdik
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
هَدَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَٱسْتَحَبُّوا۟
fakat onlar yeğlediler
Fiil
Kök: حبب
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱسْتَحَبُّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْعَمَىٰ
körlüğü
İsim
Kök: عمي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَمَىٰİsimeril، mecrûr (genitif)
عَلَى
doğru yolu bulmağa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْهُدَىٰ
hidayet
İsim
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
هُدَىٰİsimeril، mecrûr (genitif)
فَأَخَذَتْهُمْ
böylece onları yakaladı
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَخَذَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
صَٰعِقَةُ
yıldırımı
İsim
Kök: صعق
Dilbilgisi (i'rab)
صَٰعِقَةُİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
ٱلْعَذَابِ
azab
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَذَابِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْهُونِ
alçaltıcı
İsim
Kök: هون
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
هُونِİsimeril، mecrûr (genitif)، sıfat
بِمَا
yüzünden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
كَانُوا۟
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَكْسِبُونَ
yapıyor(lar)
Fiil
Kök: كسب
Dilbilgisi (i'rab)
يَكْسِبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Semûd kavmine gelince, biz onlara doğru yolu gösterdik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine kazandıkları kötülük yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarpıverdi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Semûd’a gelince, onlara doğru yolu göstermiştik ama onlar körlüğü doğru yola tercih etmişlerdi. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden küçük düşürücü azabın yıldırımı onları yakalayıp çarpmıştı.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

As to the Thamud, We gave them Guidance, but they preferred blindness (of heart) to Guidance: so the stunning Punishment of humiliation seized them, because of what they had earned.

A. Yusuf Alipublic-domain

As for Thamud, We gave them guidance but they preferred blindness, so they were struck by a blast of humiliating punishment for their misdeeds.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And as for Thamud, We gave them guidance, but they preferred blindness to the guidance, so the bolt of the doom of humiliation overtook them because of what they used to earn.

M. Pickthallpublic-domain

And as for Thamūd, We guided them, but they preferred blindness over guidance, so the thunderbolt of humiliating punishment seized them for what they used to earn.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وأما ثمود قوم صالح فقد بينَّا لهم سبيل الحق وطريق الرشد، فاختاروا العمى على الهدى، فأهلكتهم صاعقة العذاب المهين؛ بسبب ما كانوا يقترفون من الآثام بكفرهم بالله وتكذيبهم رسله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?