← Sure 41

41:16

فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِىٓ أَيَّامٍ نَّحِسَاتٍ لِّنُذِيقَهُمْ عَذَابَ ٱلْخِزْىِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَخْزَىٰ ۖ وَهُمْ لَا يُنصَرُونَ

Kelime kelime

فَأَرْسَلْنَا
biz de gönderdik
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَرْسَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رِيحًا
bir rüzgar
İsim
Kök: روح
Dilbilgisi (i'rab)
رِيحًاİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
صَرْصَرًا
dondurucu
İsim
Kök: صرصر
Dilbilgisi (i'rab)
صَرْصَرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
فِىٓ
günlerde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
أَيَّامٍ
gün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
أَيَّامٍİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
نَّحِسَاتٍ
uğursuz
İsim
Kök: نحس
Dilbilgisi (i'rab)
نَّحِسَاتٍİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
لِّنُذِيقَهُمْ
taddırmak için
Fiil
Kök: ذوق
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
نُذِيقَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَذَابَ
azabını
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْخِزْىِ
rezillik
İsim
Kök: خزي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خِزْىِİsimeril، mecrûr (genitif)
فِى
hayatında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْحَيَوٰةِ
hayatının
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَيَوٰةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱلدُّنْيَا
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
وَلَعَذَابُ
azabı ise
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
عَذَابُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلْءَاخِرَةِ
ahiret
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَاخِرَةِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
أَخْزَىٰ
daha da kepaze edicidir
İsim
Kök: خزي
Dilbilgisi (i'rab)
أَخْزَىٰİsimeril tekil، merfû (nominatif)
وَهُمْ
ve onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
لَا
hiç
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُنصَرُونَ
yardım edilmeyecektir
Fiil
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
يُنصَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Rezillik azabını onlara dünya hayatında tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha çok alçaltıcıdır ve onlar yardım da görmezler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bu yüzden biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmeyecektir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Bu nedenle) biz de onlara dünya hayatında alçaklık azabını tattıralım diye o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr göndermiştik. Ahiret azabı elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So We sent against them a furious Wind through days of disaster, that We might give them a taste of a Penalty of humiliation in this life; but the Penalty of a Hereafter will be more humiliating still: and they will find no help.

A. Yusuf Alipublic-domain

so We let a roaring wind loose on them for a few disastrous days to make them taste the punishment of shame in this world; more shameful still will be the punishment of the life to come, and they will not be helped.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Therefor We let loose on them a raging wind in evil days, that We might make them taste the torment of disgrace in the life of the world. And verily the doom of the Hereafter will be more shameful, and they will not be helped.

M. Pickthallpublic-domain

So We sent upon them a screaming wind during days of misfortune to make them taste the punishment of disgrace in the worldly life; but the punishment of the Hereafter is more disgracing, and they will not be helped.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فأرسلنا عليهم ريحًا شديدة البرودة عالية الصوت في أيام مشؤومات عليهم؛ لنذيقهم عذاب الذل والهوان في الحياة الدنيا، ولَعذاب الآخرة أشد ذلا وهوانًا، وهم لا يُنْصَرون بمنع العذاب عنهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular