← Sure 41

41:51

وَإِذَآ أَنْعَمْنَا عَلَى ٱلْإِنسَـٰنِ أَعْرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِۦ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ فَذُو دُعَآءٍ عَرِيضٍ

Kelime kelime

وَإِذَآ
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذَآİsimzaman zarfı
أَنْعَمْنَا
bir ni'met verdiğimizde
Fiil
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
أَنْعَمْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَى
insana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْإِنسَٰنِ
insanı
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِنسَٰنِİsimeril، mecrûr (genitif)
أَعْرَضَ
yüz çevirir
Fiil
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْرَضَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
وَنَـَٔا
ve yan çizer
Fiil
Kök: نأي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَـَٔاFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِجَانِبِهِۦ
ve yan çizer
İsim
Kök: جنب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
جَانِبِİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَإِذَا
ve ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
مَسَّهُ
ona dokunduğunda
Fiil
Kök: مسس
Dilbilgisi (i'rab)
مَسَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلشَّرُّ
bir şer
İsim
Kök: شرر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّرُّİsimeril tekil، merfû (nominatif)
فَذُو
hemen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ذُوİsimeril tekil، merfû (nominatif)
دُعَآءٍ
yalvarıp durur
İsim
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
دُعَآءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَرِيضٍ
bol bol
İsim
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
عَرِيضٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirerek yan çizer; başına bir kötülük gelince uzun uzun yalvarır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz insana bir nimet verdiğimiz zaman o yüz çevirir, yan çizer. Ona bir kötülük dokunduğu zaman da uzun uzun yalvarır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Biz o (nankör) insana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer.Kendisine bir şer dokunduğu zaman da uzun yakarışta bulunur.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When We bestow favours on man, he turns away, and gets himself remote on his side (instead of coming to Us); and when evil seizes him, (he comes) full of prolonged prayer!

A. Yusuf Alipublic-domain

Whenever We are gracious to man, he goes away haughtily, but, as soon as evil touches him, he turns to prolonged prayer.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

When We show favour unto man, he withdraweth and turneth aside, but when ill toucheth him then he aboundeth in prayer.

M. Pickthallpublic-domain

And when We bestow favor upon man, he turns away and distances himself; but when evil touches him, then he is full of extensive supplication.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإذا أنعمنا على الإنسان بصحة أو رزق أو غيرهما أعرض وترفَّع عن الانقياد إلى الحق، فإن أصابه ضر فهو ذو دعاء كثير بأن يكشف الله ضرَّه، فهو يعرف ربه في الشدة، ولا يعرفه في الرخاء.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?