← Sure 42

42:52

وَكَذَٰلِكَ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ رُوحًا مِّنْ أَمْرِنَا ۚ مَا كُنتَ تَدْرِى مَا ٱلْكِتَـٰبُ وَلَا ٱلْإِيمَـٰنُ وَلَـٰكِن جَعَلْنَـٰهُ نُورًا نَّهْدِى بِهِۦ مَن نَّشَآءُ مِنْ عِبَادِنَا ۚ وَإِنَّكَ لَتَهْدِىٓ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

Kelime kelime

وَكَذَٰلِكَ
işte böyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
أَوْحَيْنَآ
vahyettik
Fiil
Kök: وحي
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْحَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
رُوحًا
bir ruh
İsim
Kök: روح
Dilbilgisi (i'rab)
رُوحًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنْ
emrimizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
أَمْرِنَا
buyruğuna
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مَا
sen değildin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
كُنتَ
isen
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
تَدْرِى
biliyor
Fiil
Kök: دري
Dilbilgisi (i'rab)
تَدْرِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
مَا
nedir
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
ٱلْكِتَٰبُ
Kitap
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبُİsimeril، merfû (nominatif)
وَلَا
ve nedir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
ٱلْإِيمَٰنُ
iman
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِيمَٰنُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
وَلَٰكِن
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَٰكِنEdatAMD
جَعَلْنَٰهُ
biz onu yaptık
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
نُورًا
bir nur
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
نُورًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
نَّهْدِى
doğru yola ilettiğimiz
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
نَّهْدِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
بِهِۦ
onunla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
مَن
kimseyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
نَّشَآءُ
dilediğimiz
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَّشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
مِنْ
kullarımızdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
عِبَادِنَا
kullarımız
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
عِبَادِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَإِنَّكَ
şüphesiz sen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لَتَهْدِىٓ
götürüyorsun
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
تَهْدِىٓFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
إِلَىٰ
yola
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
صِرَٰطٍ
yol
İsim
Kök: صرط
Dilbilgisi (i'rab)
صِرَٰطٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّسْتَقِيمٍ
doğru
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
مُّسْتَقِيمٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)

Meal

TR

İşte sana da buyruğumuzla Cebrail'i gönderdik; sen Kitap nedir, iman nedir önceleri bilmezdin, fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen de insanlara, göklerde ve yerde ne varsa kendisininolan Allah'ın yolunu, doğru yolu göstermektesin. İyi bilin ki işler sonunda Allah'a döner.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İşte biz böylece sana da emrimizden Kur'ân'ı vahyettik. Yoksa sen kitap nedir? İman nedir? bilmiyordun. Fakat biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola iletiyoruz. Şüphesiz ki sen de insanları doğru bir yola götürüyorsun.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İşte böylece sana da emrimizden bir rûh (Kur’an’ı) vahyettik. Sen o Kitabı ve (esasları belirlenmiş) o imanı bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi (layık olanı) kendisiyle doğru yola ulaştırdığımız bir nûr (ışık) kıldık.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And thus have We, by Our Command, sent inspiration to thee: thou knewest not (before) what was Revelation, and what was Faith; but We have made the (Qur'an) a Light, wherewith We guide such of Our servants as We will; and verily thou dost guide (men) to the Straight Way,-

A. Yusuf Alipublic-domain

So We have revealed a spirit to you [Prophet] by Our command: you knew neither the Scripture nor the faith, but We made it a light, guiding with it whoever We will of Our servants. You give guidance to the straight path,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And thus have We inspired in thee (Muhammad) a Spirit of Our command. Thou knewest not what the Scripture was, nor what the Faith. But We have made it a light whereby We guide whom We will of Our bondmen. And lo! thou verily dost guide unto a right path,

M. Pickthallpublic-domain

And thus We have revealed to you an inspiration of Our command [i.e., the Qur’ān]. You did not know what is the Book or [what is] faith, but We have made it a light by which We guide whom We will of Our servants. And indeed, [O Muḥammad], you guide to a straight path -

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وكما أوحينا إلى الأنبياء من قبلك -أيها النبي- أوحينا إليك قرآنًا من عندنا، ما كنت تدري قبله ما الكتب السابقة ولا الإيمان ولا الشرائع الإلهية؟ ولكن جعلنا القرآن ضياء للناس نهدي به مَن نشاء مِن عبادنا إلى الصراط المستقيم. وإنك -أيها الرسول- لَتَدُلُّ وَتُرْشِدُ بإذن الله إلى صراط مستقيم- وهو الإسلام- صراط الله الذي له ملك جميع ما في السموات وما في الأرض، لا شريك له في ذلك. ألا إلى الله- أيها الناس- ترجع جميع أموركم من الخير والشر، فيجازي كلا بعمله: إن خيرًا فخير، وإن شرًا فشر.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?