← Sure 42

42:51

۞ وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ ٱللَّهُ إِلَّا وَحْيًا أَوْ مِن وَرَآئِ حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولًا فَيُوحِىَ بِإِذْنِهِۦ مَا يَشَآءُ ۚ إِنَّهُۥ عَلِىٌّ حَكِيمٌ

Kelime kelime

وَمَا
ve yoktur olmaz'
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كَانَ
bir insanla
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لِبَشَرٍ
hiçbir insana
İsim
Kök: بشر
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
بَشَرٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَن
(karşılıklı) konuşması
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يُكَلِّمَهُ
bana bir şey söylemeyin
Fiil
Kök: كلم
Dilbilgisi (i'rab)
يُكَلِّمَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
إِلَّا
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
وَحْيًا
vahiy
İsim
Kök: وحي
Dilbilgisi (i'rab)
وَحْيًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
مِن
arkasından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
وَرَآئِ
ardından
İsim
Kök: وري
Dilbilgisi (i'rab)
وَرَآئِİsimmecrûr (genitif)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
حِجَابٍ
perde
İsim
Kök: حجب
Dilbilgisi (i'rab)
حِجَابٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
يُرْسِلَ
gönderir
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
يُرْسِلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
رَسُولًا
bir elçi
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رَسُولًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَيُوحِىَ
vahyedecek
Fiil
Kök: وحي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
يُوحِىَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بِإِذْنِهِۦ
izniyle
İsim
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
إِذْنِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَا
ne
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
يَشَآءُ
diliyorsa
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
يَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَلِىٌّ
yücedir
İsim
Kök: علو
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِىٌّİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir
İsim
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
حَكِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Allah bir insanla ancak vahiy suretiyle veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderir; izniyle, dilediğini vahyeder. Doğrusu O yücedir, Hakim'dir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Yahut da bir elçi gönderir de izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz ki O çok yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah bir insana ancak vahiy yoluyla yani (manevi bir) perde arkasından konuşur yani bir elçi (melek) gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz ki O çok yücedir, doğru hüküm verendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

It is not fitting for a man that Allah should speak to him except by inspiration, or from behind a veil, or by the sending of a messenger to reveal, with Allah's permission, what Allah wills: for He is Most High, Most Wise.

A. Yusuf Alipublic-domain

It is not granted to any mortal that God should speak to him except through revelation or from behind a veil, or by sending a messenger to reveal by His command what He will: He is exalted and wise.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And it was not (vouchsafed) to any mortal that Allah should speak to him unless (it be) by revelation or from behind a veil, or (that) He sendeth a messenger to reveal what He will by His leave. Lo! He is Exalted, Wise.

M. Pickthallpublic-domain

And it is not for any human being that Allāh should speak to him except by revelation or from behind a partition or that He sends a messenger [i.e., angel] to reveal, by His permission, what He wills. Indeed, He is Most High and Wise.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وما ينبغي لبشر من بني آدم أن يكلمه الله إلا وحيًا يوحيه الله إليه، أو يكلمه من وراء حجاب، كما كلَّم سبحانه موسى عليه السلام، أو يرسل رسولا كما ينزل جبريل عليه السلام إلى المرسل إليه، فيوحي بإذن ربه لا بمجرد هواه ما يشاء الله إيحاءه، إنه تعالى عليٌّ بذاته وأسمائه وصفاته وأفعاله، قد قهر كل شيء ودانت له المخلوقات، حكيم في تدبير أمور خلقه. وفي الآية إثبات صفة الكلام لله تعالى على الوجه اللائق بجلاله وعظيم سلطانه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?