← Sure 46

46:16

أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ نَتَقَبَّلُ عَنْهُمْ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا۟ وَنَتَجَاوَزُ عَن سَيِّـَٔاتِهِمْ فِىٓ أَصْحَـٰبِ ٱلْجَنَّةِ ۖ وَعْدَ ٱلصِّدْقِ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

Kelime kelime

أُو۟لَٰٓئِكَ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
ٱلَّذِينَ
öyle kişilerdir ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
نَتَقَبَّلُ
kabul ederiz
Fiil
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
نَتَقَبَّلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
عَنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَحْسَنَ
en iyisini
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
أَحْسَنَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
مَا
yaptıklarının
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
عَمِلُوا۟
yaptıkları
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
عَمِلُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَنَتَجَاوَزُ
ve geçeriz
Fiil
Kök: جوز
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَتَجَاوَزُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
عَن
onların kötülüklerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
سَيِّـَٔاتِهِمْ
kötülüklerini
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سَيِّـَٔاتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِىٓ
arasındadırlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
أَصْحَٰبِ
halkı
İsim
Kök: صحب
Dilbilgisi (i'rab)
أَصْحَٰبِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
ٱلْجَنَّةِ
cennet
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جَنَّةِİsimözel isim، dişil، mecrûr (genitif)
وَعْدَ
sözdür
İsim
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
وَعْدَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلصِّدْقِ
doğru
İsim
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صِّدْقِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلَّذِى
olunan
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
كَانُوا۟
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يُوعَدُونَ
kendilerine va'd
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
يُوعَدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

İşte, işlediklerini en güzel şekilde kabul ettiğimiz ve kötülüklerini geçtiğimiz bu kimseler, cennetlikler içindedirler. Bu, verilen doğru bir sözdür.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İşte yaptıklarının en güzelini kendilerinden kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu onlara vaad edilmiş olan dosdoğru bir sözdür.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İşte, yaptıklarının en iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kişiler cennet halkı arasındadır. Bu, kendilerine verilen doğru bir söz olarak (böyledir).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Such are they from whom We shall accept the best of their deeds and pass by their ill deeds: (They shall be) among the Companions of the Garden: a promise! of truth, which was made to them (in this life).

A. Yusuf Alipublic-domain

We accept from such people the best of what they do and We overlook their bad deeds. They will be among the people of Paradise- the true promise that has been given to them.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Those are they from whom We accept the best of what they do, and overlook their evil deeds. (They are) among the owners of the Garden. This is the true promise which they were promised (in the world).

M. Pickthallpublic-domain

Those are the ones from whom We will accept the best of what they did and overlook their misdeeds, [their being] among the companions of Paradise. [That is] the promise of truth which they had been promised.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

أولئك الذين نتقبل منهم أحسن ما عملوا من صالحات الأعمال، ونصفح عن سيئاتهم، في جملة أصحاب الجنة، هذا الوعد الذي وعدناهم به هو وعد الصدق الحق الذي لا شك فيه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?