← Sure 6

6:44

فَلَمَّا نَسُوا۟ مَا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ أَبْوَٰبَ كُلِّ شَىْءٍ حَتَّىٰٓ إِذَا فَرِحُوا۟ بِمَآ أُوتُوٓا۟ أَخَذْنَـٰهُم بَغْتَةً فَإِذَا هُم مُّبْلِسُونَ

Kelime kelime

فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
نَسُوا۟
unutunca
Fiil
Kök: نسي
Dilbilgisi (i'rab)
نَسُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَا
yapılan uyarıları
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
ذُكِّرُوا۟
öğütlenen
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
ذُكِّرُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهِۦ
kendileri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
فَتَحْنَا
açıverdik
Fiil
Kök: فتح
Dilbilgisi (i'rab)
فَتَحْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَبْوَٰبَ
kapılarını
İsim
Kök: بوب
Dilbilgisi (i'rab)
أَبْوَٰبَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
شَىْءٍ
şeyin
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
حَتَّىٰٓ
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰٓEdatibtidâ
إِذَا
sırada
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
فَرِحُوا۟
sevince daldıkları
Fiil
Kök: فرح
Dilbilgisi (i'rab)
فَرِحُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِمَآ
şey ile
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَآİsimism-i mevsûl
أُوتُوٓا۟
kendilerine verilen
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أُوتُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَخَذْنَٰهُم
onları yakaladık
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
أَخَذْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بَغْتَةً
ansızın
İsim
Kök: بغت
Dilbilgisi (i'rab)
بَغْتَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَإِذَا
böylece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَاEdatmüfâcee (sürpriz)
هُم
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمİsimzamir، 3. çoğul eril
مُّبْلِسُونَ
bütün umutlarnı yitirdiler
İsim
Kök: بلس
Dilbilgisi (i'rab)
مُّبْلِسُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık; kendilerine verilene sevinince ansızın onları yakaladık da umutsuz kalıverdiler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kendilerine hatırlatılanları unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık. Nihayet kendilerine verilen o nimetlerle sevinip zevke dalınca onları azabımızla ansızın yakalayıverdik. Hemen ümitsizliğe kapılıp şaşkına döndüler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, üzerlerine her şeyin kapılarını açmıştık. Sonunda kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakalamıştık; birdenbire bütün ümitlerini yitirmişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But when they forgot the warning they had received, We opened to them the gates of all (good) things, until, in the midst of their enjoyment of Our gifts, on a sudden, We called them to account, when lo! they were plunged in despair!

A. Yusuf Alipublic-domain

So, when they had forgotten the warning they had received, We opened the gates to everything for them. Then, as they revelled in what they had been given, We struck them suddenly and they were dumbfounded.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then, when they forgot that whereof they had been reminded, We opened unto them the gates of all things till, even as they were rejoicing in that which they were given, We seized them unawares, and lo! they were dumbfounded.

M. Pickthallpublic-domain

So when they forgot that by which they had been reminded, We opened to them the doors of every [good] thing until, when they rejoiced in that which they were given, We seized them suddenly, and they were [then] in despair.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما تركوا العمل بأوامر الله تعالى معرضين عنها، فتحنا عليهم أبواب كل شيء من الرزق فأبدلناهم بالبأساء رخاءً في العيش، وبالضراء صحة في الأجسام؛ استدراجا منا لهم، حتى إذا بطروا، وأعجبوا بما أعطيناهم من الخير والنعمة أخذناهم بالعذاب فجأة، فإذا هم آيسون منقطعون من كل خير.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?