← Sure 7

7:149

وَلَمَّا سُقِطَ فِىٓ أَيْدِيهِمْ وَرَأَوْا۟ أَنَّهُمْ قَدْ ضَلُّوا۟ قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ يَرْحَمْنَا رَبُّنَا وَيَغْفِرْ لَنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَـٰسِرِينَ

Kelime kelime

وَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
سُقِطَ
düşürüldü
Fiil
Kök: سقط
Dilbilgisi (i'rab)
سُقِطَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
فِىٓ
arasına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
أَيْدِيهِمْ
(başları) ellerinin
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْدِيİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَرَأَوْا۟
ve gör(üp anla)dılar
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَأَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنَّهُمْ
kendilerinin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَدْ
gerçekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
ضَلُّوا۟
sapmış olduklarını
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
ضَلُّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَالُوا۟
dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَئِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
ئِنEdatşart
لَّمْ
bize acımazsa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
يَرْحَمْنَا
esirgenirsiniz
Fiil
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
يَرْحَمْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
رَبُّنَا
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبُّİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَيَغْفِرْ
ve bağışlamazsa
Fiil
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَغْفِرْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَنَا
bizi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsimzamir، 1. çoğul
لَنَكُونَنَّ
elbette oluruz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
نَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdattekit، son ek
مِنَ
ziyana uğrayanlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْخَٰسِرِينَ
asıl ziyana uğrayanlar
İsim
Kök: خسر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَٰسِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Elleri böğründe, çaresiz kalıp, kendilerinin sapıtmış olduklarını görünce: "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, and olsun ki mahvoluruz" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ne zaman ki, ellerine kırağı düşürüldü (yaptıklarına pişman oldular), o zaman sapıtmış olduklarını gördüler. "Yemin olsun ki; eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa, muhakkak biz kötü akıbete düşenlerden olacağız." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Başları) ellerine düşürülünce ve (pişman olup) saptıklarını görüp anladıklarında “Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa elbette kaybedenlerden olacağız!” demişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When they repented, and saw that they had erred, they said: "If our Lord have not mercy upon us and forgive us, we shall indeed be of those who perish."

A. Yusuf Alipublic-domain

When, with much wringing of hands, they perceived that they were doing wrong, they said, ‘If our Lord does not have mercy and forgive us, we shall be the losers.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when they feared the consequences thereof and saw that they had gone astray, they said: Unless our Lord have mercy on us and forgive us, we verily are of the lost.

M. Pickthallpublic-domain

And when regret overcame them and they saw that they had gone astray, they said, "If our Lord does not have mercy upon us and forgive us, we will surely be among the losers."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولما ندم الذين عبدوا العجل مِن دون الله عند رجوع موسى إليهم، ورأوا أنهم قد ضلُّوا عن قصد السبيل، وذهبوا عن دين الله، أخذوا في الإقرار بالعبودية والاستغفار، فقالوا: لئن لم يرحمنا ربنا بقَبول توبتنا، ويستر بها ذنوبنا، لنكونن من الهالكين الذين ذهبت أعمالهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?