← Sure 7

7:44

وَنَادَىٰٓ أَصْحَـٰبُ ٱلْجَنَّةِ أَصْحَـٰبَ ٱلنَّارِ أَن قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّا فَهَلْ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّا ۖ قَالُوا۟ نَعَمْ ۚ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنٌۢ بَيْنَهُمْ أَن لَّعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّـٰلِمِينَ

Kelime kelime

وَنَادَىٰٓ
ve seslendi
Fiil
Kök: ندي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَادَىٰٓFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَصْحَٰبُ
halkı
İsim
Kök: صحب
Dilbilgisi (i'rab)
أَصْحَٰبُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
ٱلْجَنَّةِ
cennet
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جَنَّةِİsimözel isim، dişil، mecrûr (genitif)
أَصْحَٰبَ
halkına
İsim
Kök: صحب
Dilbilgisi (i'rab)
أَصْحَٰبَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
ٱلنَّارِ
ateş
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّارِİsimdişil، mecrûr (genitif)
أَن
ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatINT
قَدْ
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
وَجَدْنَا
biz bulduk
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
وَجَدْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مَا
şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
وَعَدَنَا
bize va'dettiğini
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
وَعَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
رَبُّنَا
Rabbimizin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبُّİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
حَقًّا
gerçek
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
حَقًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَهَلْ
mu?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
هَلْEdatsoru
وَجَدتُّم
siz buldunuz
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
وَجَدFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُّمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّا
şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
وَعَدَ
size va'dettiğini
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
وَعَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَبُّكُمْ
Rabbinizin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبُّİsimeril، merfû (nominatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
حَقًّا
gerçek
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
حَقًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
قَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
نَعَمْ
evet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
نَعَمْEdatcevap (evet)
فَأَذَّنَ
ve seslendi
Fiil
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَذَّنَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مُؤَذِّنٌۢ
bir ünleyici
İsim
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
مُؤَذِّنٌۢİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
بَيْنَهُمْ
aralarından
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَن
diye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatINT
لَّعْنَةُ
la'neti
İsim
Kök: لعن
Dilbilgisi (i'rab)
لَّعْنَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
عَلَى
üzerine olsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلظَّٰلِمِينَ
zalimlerin
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Cennetlikler, cehennemliklere: "Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, Rabbinizin size de vadettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler, "Evet" derler. Aralarında bir münadi, "Allah'ın laneti Allah yolundan alıkoyan, o yolun eğriliğini isteyen ve ahireti inkar eden zalimleredir" diye seslenir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Cennet ehli, cehennem ehline: "Rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar da "evet" derler. Bunun üzerine aralarında bir çağırıcı şöyle seslenir: "Allah'ın laneti zalimler üzerine olsun!

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Cennet halkı ateş halkına “Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçekleşmiş bulduk; siz de Rabbinizin size vadettiğini gerçekleşmiş buldunuz mu?” diye seslenecekler; onlar da “Evet!” diyeceklerdir. Aralarında bir çağrıcı “Allah’ın laneti, (insanları) Allah’ın yolundan alıkoyan, o (yol)u eğri gösteren ve ahireti de inkâr eden zalimlerin üzerine olsun!” diye seslenecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The Companions of the Garden will call out to the Companions of the Fire: "We have indeed found the promises of our Lord to us true: Have you also found Your Lord's promises true?" They shall say, "Yes"; but a crier shall proclaim between them: "The curse of Allah is on the wrong-doers;-

A. Yusuf Alipublic-domain

The people of the Garden will cry out to the people of the Fire, ‘We have found what our Lord promised us to be true. Have you found what your Lord promised you to be true?’ and they will answer, ‘Yes’. A voice will proclaim from their midst, ‘God’s rejection [hangs] over the evildoers:

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And the dwellers of the Garden cry unto the dwellers of the Fire: We have found that which our Lord promised us (to be) the Truth. Have ye (too) found that which your Lord promised the Truth? They say: Yea, verily. And a crier in between them crieth: The curse of Allah is on evil-doers,

M. Pickthallpublic-domain

And the companions of Paradise will call out to the companions of the Fire, "We have already found what our Lord promised us to be true. Have you found what your Lord promised to be true?" They will say, "Yes." Then an announcer will announce among them, "The curse of Allāh shall be upon the wrongdoers

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ونادى أصحاب الجنة -بعد دخولهم فيها- أهلَ النار قائلين لهم: إنا قد وجدنا ما وعدنا ربنا على ألسنة رسله حقًا من إثابة أهل طاعته، فهل وجدتم ما وعدكم ربكم على ألسنة رسله حقًا من عقاب أهل معصيته؟ فأجابهم أهل النار قائلين: نعم قد وجدنا ما وعدنا ربنا حقًا. فأذَّن مؤذن بين أهل الجنة وأهل النار: أنْ لعنة الله على الظالمين الذين تجاوزوا حدود الله، وكفروا بالله ورسله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?