← Root dictionary
سقط

falls

8 occurrences

Representative gloss derived from QAC word translations

8
Occur.
4
Lemmas
8
Forms
8
Surahs

Classical lexicon

سقط

السقوط: طرح الشيء، إما من مكان عال إلى مكان منخفض كسقوط الإنسان من السطح، قال تعالى: ألا في الفتنة سقطوا [التوبة/ 49]، وسقوط منتصب القامة، وهو إذا شاخ وكبر، قال تعالى: وإن يروا كسفا من السماء ساقطا [الطور/ 44]، وقال: فأسقط علينا كسفا من السماء [الشعراء/ 187]، والسقط والسقاط: لما يقل الاعتداد به، ومنه قيل: رجل ساقط لئيم في حسبه، وقد أسقطه كذا، وأسقطت المرأة اعتبر فيه الأمران: السقوط من عال، والرداءة جميعا، فإنه لا يقال: أسقطت المرأة إلا في الولد الذي تلقيه قبل التمام، ومنه قيل لذلك الولد: سقط ، وبه شبه سقط الزند بدلالة أنه قد يسمى الولد، وقوله تعالى: ولما سقط في أيديهم [الأعراف/ 149]، فإنه يعني الندم، وقرئ: تساقط عليك رطبا جنيا [مريم/ 25] ، أي: تساقط النخلة، وقرئ: تساقط بالتخفيف، أي: تتساقط فحذف إحدى التاءين، وإذا قرئ (تساقط) فإن تفاعل مطاوع فاعل، وقد عداه كما عدي تفعل في نحو: تجرعه، وقرئ: يساقط عليك أي: يساقط الجذع.

Exdore translation — not part of the source

es-Sukût (düşme): Bir şeyi bırakıp atmaktır; ister yüksek bir yerden alçak bir yere -insanın damdan düşmesi gibi- olsun. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "İyi bilin ki onlar fitnenin ta içine düşmüşlerdir" [9:49]. Dik duran (boyu düzgün) kimsenin düşmesi de böyledir; bu, o kimse yaşlanıp ihtiyarladığında olur. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Gökten bir parçanın düştüğünü görseler" [52:44]; yine: "Üzerimize gökten parçalar düşür" [26:187]. "es-Sakat" ve "es-sükât": Pek itibar edilmeyen, önemsenmeyen şey için kullanılır. Bundan dolayı denir ki: "Racülün sâkıt" (düşük adam): Soyunda/asaletinde alçak, aşağılık kimse demektir. "Kad eskatahû kezâ" (falan şey onu düşürdü) denir. "Eskatati'l-mer'e" (kadın düşük yaptı) ifadesinde iki husus birden göz önünde bulundurulmuştur: Yüksekten düşme ile kötülük/eksiklik birlikte; çünkü "kadın düşük yaptı (eskatat)" ancak tam olmadan (vaktinden önce) attığı çocuk için söylenir. Bundan dolayı o çocuğa "sıkt" (düşük/cenin) denir. "Saktü'z-zend" (çakmak taşının çıkardığı kıvılcım) de buna benzetilmiştir; bunun delili, onun da bazen "veled" (yavru/döl) diye adlandırılmasıdır. Yüce Allah'ın "Ne zaman ki (yaptıklarına) pişman oldular" [7:149] sözüne gelince: Bu, pişmanlığı ifade eder. "Sana taze, olgun hurmalar düşürsün" [19:25] şeklinde okunmuştur, yani hurma ağacı [onları] düşürür. "Tesâkat" şeklinde -tahfif (hafifletme) ile- de okunmuştur, yani "tetesâkat"tır; iki "tâ"dan biri hazfedilmiştir (düşürülmüştür). "Tesâkat" şeklinde okunduğunda "tefâale" babı, "fâale" babının mutâvii (dönüşlü/edilgen karşılığı) olur; ayrıca -"tecerra'ahû" (onu yudum yudum içti) örneğinde "tefe''ale" babının geçişli kılındığı gibi- bunu da geçişli kılmıştır. "Yüsâkıt aleyki" (sana düşürür) şeklinde de okunmuştur, yani hurma kütüğü (el-ciz' / gövde) [onları] düşürür.

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)

Al-Rāghib al-Iṣfahānī (d. 502/1108), Mufradāt Alfāẓ al-Qurʾān. The work is public domain; the text is taken from the OpenITI corpus, based on the edition of Ṣafwān ʿAdnān al-Dāwūdī. This is lexical/root study, not tafsīr.

Word family · 4

Dictionary forms (lemmas) derived from this root, by frequency

سُقِطَVerbthey have fallen3
تُسْقِطَVerbyou cause to fall3
ساقِطNounfalling1
تُساقِطْVerbit will drop1

Derived forms · 8

سَاقِطًا
falling
1
نُسْقِطْ
cause to fall
1
سَقَطُوا۟
they have fallen
1
تَسْقُطُ
falls
1
تُسَٰقِطْ
it will drop
1
سُقِطَ
(it was made to) fall
1
فَأَسْقِطْ
Then cause to fall
1
تُسْقِطَ
you cause to fall
1

Occurrences