← Root dictionary
مصر

Egypt

5 occurrences

Representative gloss derived from QAC word translations

5
Occur.
1
Lemmas
4
Forms
4
Surahs

Classical lexicon

مصر

المصر اسم لكل بلد ممصور، أي: محدود، يقال: مصرت مصرا. أي: بنيته، والمصر: الحد، وكان من شروط هجر: اشترى فلان الدار بمصورها. أي: حدودها . قال الشاعر: 424- وجاعل الشمس مصرا لا خفاء به %~% بين النهار وبين الليل قد فصلا وقوله تعالى: اهبطوا مصرا [البقرة/ 61] فهو البلد المعروف، وصرفه لخفته، وقيل: بل عنى بلدا من البلدان. والماصر: الحاجز بين الماءين، ومصرت الناقة: إذا جمعت أطراف الأصابع على ضرعها فحلبتها، ومنه قيل: لهم غلة يمتصرونها . أي: يحتلبون منها قليلا قليلا، وثوب ممصر: مشبع الصبغ، وناقة مصور: مانع للبن لا تسمح به، و# قال الحسن: لا بأس بكسب التياس ما لم يمصر ولم يبسر ، أي: يحتلب بإصبعيه، ويبسر على الشاة قبل وقتها. والمصير: المعى، وجمعه مصران، وقيل: بل هو مفعل من صار، لأنه مستقر الطعام.

Exdore translation — not part of the source

"el-Mısr", "memsûr" yani sınırlanmış (hudutları belirlenmiş) her belde/şehir için bir isimdir. "Masartü mısran" denir; yani "onu bina ettim (kurdum)." "el-Mısr" [aynı zamanda]: sınır [demektir]. Hecer [bölgesinin alışveriş] senetlerinden/şartlarından biri de şuydu: "Falan kişi evi 'bi-musûrihâ' [ile] satın aldı"; yani onun sınırlarıyla [birlikte]. Şair şöyle demiştir: 424- Ve güneşi, hiç gizliliği/kapalılığı olmayan bir sınır (mısr) kılan [Allah] %~% gündüz ile gece arasını [onunla] ayırmıştır. Yüce Allah'ın "Bir şehre (mısr) inin" [2:61] sözüne gelince; bu, [Mısır diye] bilinen o beldedir. [Kelimenin] tenvin alması (sarf edilmesi), lafzının hafif oluşu sebebiyledir. Şöyle de denmiştir: Aksine, [belirli bir şehir değil] beldelerden herhangi bir belde kastedilmiştir. "el-Mâsır": iki su arasındaki engel (set). "Masartü'n-nâkate": parmak uçlarını devenin memesi üzerinde toplayıp onu sağdığın zaman [kullanılır]. Bundan dolayı şöyle denmiştir: "Onların 'yemtasırûnehâ' [oldukları] bir gelirleri var"; yani ondan azar azar sağıyorlar (elde ediyorlar). "Sevbün mümassar": boyası iyice doyurulmuş (koyu boyanmış) elbise. "Nâkatün masûr": sütünü tutan, onu [kolayca] vermeyen dişi deve. Hasan[-ı Basrî] şöyle demiştir: "Teke sahibinin (tekesini çiftleştirmeye götüren kişinin) kazancında, 'yemsur' ve 'yebsur' etmediği sürece bir sakınca yoktur"; yani iki parmağıyla [zorla] sağmadıkça ve koyunu vakti gelmeden [çiftleşmeye] zorlamadıkça. "el-Masîr": bağırsak; çoğulu "musrân"dır. Şöyle de denmiştir: Aksine o, "sâra" (dönüşmek/varmak) fiilinden türeyen "mef'il" kalıbındadır; çünkü o, yiyeceğin karar kıldığı (son bulduğu) yerdir.

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)

Al-Rāghib al-Iṣfahānī (d. 502/1108), Mufradāt Alfāẓ al-Qurʾān. The work is public domain; the text is taken from the OpenITI corpus, based on the edition of Ṣafwān ʿAdnān al-Dāwūdī. This is lexical/root study, not tafsīr.

Word family · 1

Dictionary forms (lemmas) derived from this root, by frequency

مِصْرNoun(to) a city5

Derived forms · 4

مِصْرَ
(of) Egypt
2
مِّصْرَ
Egypt
1
مِصْرًا
(to) a city
1
بِمِصْرَ
in Egypt
1

Occurrences