← Sure 11

11:20

أُو۟لَـٰٓئِكَ لَمْ يَكُونُوا۟ مُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِنْ أَوْلِيَآءَ ۘ يُضَـٰعَفُ لَهُمُ ٱلْعَذَابُ ۚ مَا كَانُوا۟ يَسْتَطِيعُونَ ٱلسَّمْعَ وَمَا كَانُوا۟ يُبْصِرُونَ

Kelime kelime

أُو۟لَٰٓئِكَ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
لَمْ
değillerdir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَمْEdatolumsuzluk
يَكُونُوا۟
etmiyorlar
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُونُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مُعْجِزِينَ
aciz bırakacak
İsim
Kök: عجز
Dilbilgisi (i'rab)
مُعْجِزِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَمَا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كَانَ
onların
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَهُم
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمİsimzamir، 3. çoğul eril
مِّن
başka
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
دُونِ
başka
İsim
Kök: دون
Dilbilgisi (i'rab)
دُونِİsimmecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
مِنْ
dostları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
أَوْلِيَآءَ
dostlar
İsim
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْلِيَآءَİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
يُضَٰعَفُ
kat kat artırılır
Fiil
Kök: ضعف
Dilbilgisi (i'rab)
يُضَٰعَفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
لَهُمُ
onlar için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلْعَذَابُ
azab
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَذَابُİsimeril، merfû (nominatif)
مَا
onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
كَانُوا۟
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَسْتَطِيعُونَ
güç yetiremezlerdi
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَطِيعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلسَّمْعَ
işitmeye
İsim
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمْعَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَمَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كَانُوا۟
onlar
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يُبْصِرُونَ
göremezlerdi
Fiil
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
يُبْصِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Bunlar yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamazlar. Allah'dan başka kendilerini kurtaracak dostları da yoktur. Azab onlara kat kat verilir; işitemezler ve göremezlerdi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar yeryüzünde (herkesi) yıldıracak değillerdir. Kendilerini koruyacak Allah'dan başka kimseleri de yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Üstelik onlar hakkı işitmeye tahammül edemiyorlardı ve de görmüyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlar yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değillerdir; onların Allah’tan başka dostları da yoktur. Azap onlar için katlanacaktır. (Çünkü) onlar (gerçekleri) duymaya güç yetirmez ve (onları) görmezler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They will in no wise frustrate (His design) on earth, nor have they protectors besides Allah! Their penalty will be doubled! They lost the power to hear, and they did not see!

A. Yusuf Alipublic-domain

They will not escape on earth, and there will be no one other than God to protect them. Their punishment will be doubled. They could not hear, and they did not see.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Such will not escape in the earth, nor have they any protecting friends beside Allah. For them the torment will be double. They could not bear to hear, and they used not to see.

M. Pickthallpublic-domain

Those were not causing failure [to Allāh] on earth, nor did they have besides Allāh any protectors. For them the punishment will be multiplied. They were not able to hear, nor did they see.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

أولئك الكافرون لم يكونوا ليفوتوا الله في الدنيا هربًا، وما كان لهم مِن أنصار يمنعونهم من عقابه. يضاعَفُ لهم العذاب في جهنم؛ لأنهم كانوا لا يستطيعون أن يسمعوا القرآن سماع منتفع، أو يبصروا آيات الله في هذا الكون إبصار مهتد؛ لاشتغالهم بالكفر الذي كانوا عليه مقيمين.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?