← Sure 11

11:38

وَيَصْنَعُ ٱلْفُلْكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ مَلَأٌ مِّن قَوْمِهِۦ سَخِرُوا۟ مِنْهُ ۚ قَالَ إِن تَسْخَرُوا۟ مِنَّا فَإِنَّا نَسْخَرُ مِنكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَ

Kelime kelime

وَيَصْنَعُ
ve yapıyordu
Fiil
Kök: صنع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَصْنَعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْفُلْكَ
gemiyi
İsim
Kök: فلك
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فُلْكَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَكُلَّمَا
ve ne zaman
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كُلَّمَاİsimzaman zarfı
مَرَّ
yanından geçse
Fiil
Kök: مرر
Dilbilgisi (i'rab)
مَرَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْهِ
onun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَلَأٌ
ileri gelenler
İsim
Kök: ملأ
Dilbilgisi (i'rab)
مَلَأٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّن
kavminden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
قَوْمِهِۦ
kavminin
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
سَخِرُوا۟
alay ediyorlardı
Fiil
Kök: سخر
Dilbilgisi (i'rab)
سَخِرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِنْهُ
onunla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قَالَ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
تَسْخَرُوا۟
alay ederseniz
Fiil
Kök: سخر
Dilbilgisi (i'rab)
تَسْخَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِنَّا
bizimle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَّEdatharf-i cer (edat)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فَإِنَّا
muhakkak biz de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
نَسْخَرُ
alay edeceğiz
Fiil
Kök: سخر
Dilbilgisi (i'rab)
نَسْخَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
مِنكُمْ
sizinle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
كَمَا
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاEdatmasdar bağlacı
تَسْخَرُونَ
sizin alay ettiğiniz
Fiil
Kök: سخر
Dilbilgisi (i'rab)
تَسْخَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi. O da: "Bizimle alay ediyorsunuz ama, alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz; rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve kime sürekli azabın ineceğini göreceksiniz" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Gemiyi yapıyordu, kavminden bazı ileri gelen gruplar, onun yanından gelip geçtikçe, onunla alay ediyorlardı. Nuh dedi ki: "Bizimle eğleniyorsunuz, biz de sizinle tıpkı bizimle eğlendiğiniz gibi alay edip eğleneceğiz."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Nuh) gemiyi yapıyor, kavminden yöneticiler ise yanına her uğradıklarında onunla alay ediyorlardı. (Nuh onlara) şöyle demişti: “Bizimle alay ediyorsanız, sizin alay edişiniz gibi ileride biz de sizinle alay edeceğiz!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Forthwith he (starts) constructing the Ark: Every time that the chiefs of his people passed by him, they threw ridicule on him. He said: "If ye ridicule us now, we (in our turn) can look down on you with ridicule likewise!

A. Yusuf Alipublic-domain

So he began to build the Ark, and whenever leaders of his people passed by, they laughed at him. He said, ‘You may scorn us now, but we will come to scorn you:

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And he was building the ship, and every time that chieftains of his people passed him, they made mock of him. He said: Though ye make mock of Us, yet We mock at you even as ye mock;

M. Pickthallpublic-domain

And he constructed the ship, and whenever an assembly of the eminent of his people passed by him, they ridiculed him. He said, "If you ridicule us, then we will ridicule you just as you ridicule.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ويصنع نوح السفينة، وكلَّما مر عليه جماعة من كبراء قومه سخروا منه، قال لهم نوح: إن تسخروا منا اليوم لجهلكم بصدق وعد الله، فإنا نسخر منكم غدًا عند الغرق كما تسخرون منا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution